Bu sabah bloglarda gezinirken Dilek Eren arkadaşımın yazısı gözüme çarptı. Blog hayatıma başladım başlayalı sürekli takip ettiklerimdendir. Anneciğini kaybetmiş. Yüreğinde yaşadığı tüm acıları bloğuna dökmüş. Anne konusu bende öyle hassas ki. 18 yaşımdaydım annemi kaybettiğimde, yüreğimin yarısı parçalanıp onunla birlikte gitti sandım. Böyle bir acının tarifi yok ki anlatayım sizlere. Yıllar yıllar oldu yaram tam kabuk bağlar gibi oluyor, ufacık bir kıvılcımda tekrar alev alıyor işte.
Düşünüyorum da bazen annesi olanlara "annesizlik" çok mu basit geliyor. Annesini kaybetmiş birisinin yanında siz siz olun annelerinizle olan anılarınızdan bahsetmeyin, annenizle kucaklaşıp, nispet yaparcasına sevgi kelebeği olmayın tabi karşınızdaki arkadaşınızı önemsiyorsanız. Yaşınız kaç olursa olsun, isterseniz bir düzine çocuğunuz olsun, annenin yeri bir başka her zaman her anında ihtiyaç duyuyorsun. Hele ki en önemli günlerinde bir yanın hep yarım kalıyorsa içine taş gibi bişey oturuyor. Annem ne üniversiteyi kazandığımı, ne çalışmaya başladığımı, ne evlendiğimi ne de çocuklarımı görebildi. Üniversiteden mezun olurken kepimi atarken "bak anne emeklerin boşa gitmedi" demeyi, çalışma hayatıma başlıyorum "işlerin rastgelsin" duasını almayı, gelinliğimle baba ocağından çıkarken "hakkını helal et annem" demeyi, doğuma giderken sımsıkı elini tutup, "dua et annem" demeyi her şeyden çok isterdim...
İçimde koca bir boşlukla ben anne oldum. Ona olan hasretimi evlatlarımı bağrıma basarak dindirmeye çalıştım. Bölük pörçük anılar var hafızamda onunla ilgili. En çok dizine yattığımı ve şefkatle saçlarımı okşadığını hatırlıyorum. Pamuk gibi yumuşacık elleri vardı annemin. Onun elleri saçlarımda gezerken sanki dünyanın tüm kötülüklerine kalkan oluyor gibi hisseder, yumuşacık dizlerinde huzur içinde yatardım. İşte şimdi ne zaman Görkem gelip anne seninle vakit geçirmek istiyorum dese (onun vakitten kastettiği sarmaş dolaş olmak) dizime yatırır saçlarını okşarım. Sonra gözlerime yaş yüreğime acı dolar...
Evlatlarımla olan ilişkimde hep annemi hatırlıyorum. Bazen geceleri korkup yanıma gelir Görkem, anne çok korkunç bir rüya gördüm diye. Ya ben onun yatağına giderim ya da onu yanıma alırım tıpkı annemin bana yaptığı gibi sımsıkı sarılır "korkma ben yanındayım rahat rahat uyu, ben varken kimse sana zarar veremez" derim. Çocuklarım bana anneliğimi yaşatırken bir taraftan da boğazımda koca koca düğümlere sebep oluyor. Bazen yastığımı koklayıp "Ohh ne güzel kokuyor, mis gibi anne kokusu" diyen Görkem'mimi ve küçük olduğu için henüz yüreği duygusal cümlelere açılmamış Onur'umu veren Allah'ıma sonsuz şükürler olsun. Annesizliğimi "anne" ünvanıyla avutmama izin veren yaradanıma çok şükür.
Annelerinizin kıymetini bilin, onların gönlünü hoş tutun, sakın ha kalplerini kırmayın. Unutmayın anneniz arkanızda görünmeyen koca bir dağ. Dikkat edin o dağ yıkılmasın. Yazıma her zaman kullandığım bir sözle son vereyim "KEŞKE ANNELER ÖLÜMSÜZ OLSA"....





