Çocuklu Hayat

Çocuklu Hayat

3 Ocak 2020 Cuma

Birikmiş Kitap Yorumlarım

Selam 👋
Tembel öğrenciler gibiyim. Hayatın döngüsünde koşturmaktan okuduğum kitapları uzun süredir yazamadım. Hatta bu süre içerisinde telefonumu resetlemek zorunda kaldığım için kitaplarla ilgili aldığım notlar telefonumdaki diğer bilgiler gibi uçtu gitti. İnstagrama aldığım bazı notlar kaldı elimde sadece. Yıllar sonra kitap içeriklerini hatırlayamamaktansa şimdi aklımda kalanlarıyla yazmak daha karlı olacak sanırım 😉
Yazarı ilk kez okudum. Kitapta bir kalabalıktan sıyrılmış sakin sessiz sakin bir adaya sığınmış 4-5 karakterin geçmişindeki yaraları ve onları tamir etme çabası anlatılıyor. Bana hediye gelmişti, pembe dizi tadında bir kitap, aslında anlatımı akıcı ama anlatımda  bişeyi sevemedim sanırım lezzetsiz. Sanırım olayların akışının ve sonunun tahmin edilebilir olması ve bu yönde bitmesini sevmedim. Benim için bir daha okumayacağım bir yazar...
Kitabın kapağını açar açmaz heyecan başlıyor. Bismillah diyorsun. Sanırım bu Agatha Cristian farkı... Konusu isminden de anlaşılacağı üzere sırlarla dolu bir cinayet. Konunun ilerlemesi güzel, yazarın anlatımına zaten diyecek yok. Karakter isimleri yabancı olduğu ve kişi sayısı çok olduğu için kitabı okumak isteyenler ufak bir tavsiyem olacak. Küçük bir kağıda hangi ismin kim olduğunu yazmaları bir ayraç yapıp kitabın sonuna kadar taşımaları. Çünkü inanın yirmiye yakın karakter var ve sonuna kadar devam ediyor bu isimler. Özellikle kısa süreli okuma yapanlar için böyle yapmayınca karakterler unutuluyor. Genel olarak beğendim, keyifli ve sürükleyiciydi. 
Bu aralar türk yazarlar keşfetme peşindeyim. İşte okuyunca tadı damağımda kalan bir yazar Harun Candan. Dili öyle akıcı ki hangi sayfada olduğunuzu bile takip edemiyorsunuz, kelimeler akıp gidiyor. Genç bir adam çok erken yaşta anne babasını kaybettikten sonra İstanbul'a ilahiyat okumak için gider. Bir rüya görür ve gördüğü bu rüyanın manasını öğrenmek için Süleymaniye kütüphanesine gider. Süleymaniye camisinin avlusundaki şadırvanda namazını kılmak üzere abdest alırken, onu fotoğraflayan Gizem ile karşılaşır ve hayatında ilk kez aşık olur. Kısa bir arkadaşlıktan sonra Gizem ile yolları ayrılan kahramanımızın Gizem'i kalbinden söküp atamayışı onu okuldan uzaklaştırır. Zar zor bitirdiği okulun ardından bir köye imam olarak gider. Orada karşısına çıkanlar ise bambaşka bir boyuttadır. Bir gömü, bir şişko, bir lal ve bir cinayet... 
Okumaktan inanılmaz keyif aldığım Harun Candan'ın "Hayalnamesi" tabiki de okuduğum son kitabı olmayacak. 
Beyaz dişin annesi köpek, babası vahşi kurttur. Kitap, anne babasının vahşi yaşamdaki rollerini anlatarak verdikleri yaşam mücadelesini, avlanma ilkelerini ve vahşi doğanın kurallarını anlatarak başlıyor. Ortalarına doğru heyecan biraz düşse de sonunda ne olacak? Beyaz dişi nasıl bir son bekliyor diye düşünmeden edemiyorsunuz. İlk kez Jack london okudum. Vahşi bir kurdun hislerinin, beden dilindeki yansımasını bütün incelikleriyle anlatıp, bunu okuyucuya yansıtmasına hayran kaldım. Beyaz diş klasikleşmiş çocuk kitaplarının içinde yer alsa da bence çocuklar için dili ve konusu biraz ağır kaçıyor. 8. sınıflar için ideal desem daha doğru olur sanki. 

Hayatın tüm renklerini, insanların acımasızlığını, bir canlının doğup büyümesini ve iç güdüleriyle hayatı anlamlandırma sürecini, vahşi bir kurdun hayatını bile değiştiren tek şeyin sevgi olduğunu okuduğum başarılı bu romanı gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ediyorum. 
Hani bi yiyecekte aklı kalan kişi için söylenen bir söz vardır ya. Aklımda duracağına midemde dursun diye. İşte kitabı bitirince bende de bu duygu oluştu. Yani aklımda kalmadı en azından okudum muradıma erdim 😁Gerek sosyal medyada gerekse  tüm kitapçılarda o kadar çok gördüm ki sürekli aklımın bir köşesini kurcalıyordu. Okusam mı okumasam mı içinde bildiklerim mi vardır derken. Sağolsun Semracım taa Ankaralardan kargoladı 😘 beğenirsen alırsın demişti.
Bana ek bir bilgi katmadı. Sadece unuttuğum bir kaç maddeyi hatırlamamda fayda sağladı. Bu demek değil ki iyi bir kitap değil. Ufacık bi dip not düşeyim bu  konuda hiç mütevazi olamıycam 😁 (sanki normalde çok mütevazi bir kişilikmişim gibi 🙈) Üniversite yıllarımdaki hocalarımı burdan bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Yıllar yıllar evvel burada yazan tüm kaliteli bilgileri bize verdikleri için minnettarım kendilerine 🙏 Sayelerinde çocuk eğitimindeki bütün doğru basamakları öğrenmişiz 😌 Kitabı okumayı düşünenler için kısacık bilgiler verecek olursam;
• Özellikle çocuklardaki sağ ve sol lobla ilgili ayrıntılı ve işe yarar bilgilere yer verilmiş,
• Her iki lobu da dengeli bir şekilde entegre edebilmek için hayata dair uygulamaya geçirilebilecek teknikler açıklanmış,
• Şema ve karikatürlerle anlatım daha anlaşılır ve yalın hale getirilmiş.
Herkese keyifli okumalar...
Hilda küçük çilli bir tavuk . Cesur ve kararlı birazda gözü kara desek daha doğru olur. En sevdiği yemek mısır gevreği olan Hilda en çok teyzesine gitmeyi ve itfaiye araçlarını seviyor. Ama Hilda'nın son zamanlarda istediği tek birşey var. Ne acaba? 

Biz Hilda'yı Onurla birlikte okumuştuk. Araya bir sürü kitap aldık. Zaman zaman biraz sıkıldı. Onun yaşına göre hikaye biraz uzatılmış geldi tabi. Azimli bir tavuk hikayesi okumak isterseniz size bu yolculukta Hilda seve seve eşlik eder. 

"Cesur olmak, korkmamak demek değildir. Korkmak ama yine de kaçmamaktır." 
Pınar Eğilmez ilk kez okuduğum bir yazar, tarzını biraz Melisa Kesmez'e benzettim biraz ki Kesmez'i çok sevdiğimi de belirteyim. Uçan tabutu okurken önce öykü kitabı gibi sandım. Bölümlerde okuduğum kişileri tam da başka başka kişiler gibi algılayacaktım ki ilerledikçe karakterlerin hikayelerinin birbirleriyle kesiştiğini farkettim. İşte bu kitaba bambaşka bir lezzet katmış. Yazarın cümleleri öyle yorucu olanlardan değil, çok tandık ve yalın, çerez gibi atıştırmalık tadında sıcacık bir kitap okumak isrerseniz Pınar Eğilmez'e bi şans verim derim ;)
Ayrı dünyalardan bir kadınla bir erkeğin ani ve zamansız karşılaşmasını ve giderek karmaşıklaşan bir hikayeyi, geçmişin derinliklerine dalarak, olaylara farklı bir bakış açısı geliştirebildiklerini Tarık Tufan'ın çok katmanlı kurgusuyla ve ustaca anlatımıyla sunduğu uyumsuzluğun, kapanmamış yaraların ve bir dizi hesaplaşmanın romanı "Düşerken"...

Kitapları okuduktan sonra yüzümde bir tebessüm ya da üzüntü yeter ki bir duygu bir iz bıraksın bende. İşte bana yine farklı duygular hissettiren fevkaladenin fevkinde lezzetli bir kitap daha kütüphanemde yerini aldı.

Sağlık ve huzurla kalın.

7 yorum:

  1. Christie kitaplarına bayılırım. Ama bu kitabı okumamıştım. Jack London'u da severim ama Beyaz Diş'i de okumadım. Okumalı :)

    YanıtlayınSil
  2. Yeniden hoşgeldin bloguna :)
    Daha sık yazarsın inşallah bu sene ;)

    YanıtlayınSil
  3. Değerli yorumlarınızı paylaştığınız için çok teşekkürler, notlarımı aldım. Dolu dolu içerik, kitaplar hakkında yorumlarınız okuyacakların fikir edinmesini sağlıyor.

    YanıtlayınSil
  4. Güzel kitaplar, keyifli okumalar :) İçlerinden Agatha nın kitaplarını çok merak ediyorum. Önümüzdeki günlerde bir tane sipariş edeceğim.

    YanıtlayınSil
  5. Ülkü, hoş geldin yeniden bloga, 2020'de daha sık yazı bekliyoruz, tamam mı? :)

    YanıtlayınSil
  6. Selamlar blogunuzu takipteyim sizde blogumu takip edip son yazıma yorum yazarsanız çok ama çok mutlu olurum :)

    YanıtlayınSil
  7. Merhabalar.
    Sizin blog sayfanız gibi tüm kitap paylaşısı yapan blogları ziyaret etmeye gayret ediyorum. Her ne kadar kitapları hele de okunmuş kitapları çok seviyor olsam da ben de sizler gibi böyle kitap okuyamıyorum. Hürriyet gazetesi her Cuma günü "Kitap Sanatı" eki verir. Bu ekleri hem okur, hem de saklarım. İşte benim kitap serüvenim de böyle bir şey. Şu anda elimde birkaç kitap var, bir türlü okuyup bitiremedim.
    Size sağlıklı ve koronasız hayırlı günler dilerim. Selam ve saygılarımla.

    YanıtlayınSil

Okuduysanız ve yorum bırakırsanız sevinirim :)