Çocuklu Hayat

Çocuklu Hayat

19 Eylül 2018 Çarşamba

Sünnet Partimizi Yaptık ♥

Selam millet ! 
Efenim sünnet partimizin baş rol oyuncularını şöyle baş köşeye koyalım. 1 ay önce kendi düğünümden bile fazla heyecanlandığım bu güzel günü kazasız belasız şükürler olsun ki atlattık. Şunu anladım ki yaşadığın yere göre hayallerin sınırlanıyor. İstediğin kadar parayı gözden çıkar abartmadan tabi. Yani abartmaktan kastım İstanbul'dan organizatör falan getirtmekten bahsediyorum. Öyle yapmadık yapsaydık da fena olmazmış hani :D Profesyonel olarak bu işi yapan yok bizim buralarda. Bende ki fikirlerle onların acemiliğini birleştirdik ortalama bişeyler çıkardık :) Aslında sünnet düğünü yapacaklara buradan sesleneyim. Kesinlikle organizasyon firmasıyla sözleşme yapın. Yoksa size vaat ettiklerini yapmasalar da paralarını veriyorsunuz. Ama hizmeti eksik alıyorsunuz. Biz de öyle oldu. Tahtları ve salonu istediğim gibi süslemediler mesela dandik bi şekilde öylece koyuvermişler. Tabi ben bunu herkesle birlikte salona girince gördüm. Öncesinde zaten salonda sözde organizatör hanım efendiyi bekledik saatlerce. Gitti gitti geldi. Onun yüzünden evdeki misafirlerimle tam ilgilenemedim. Geziye 15 dakika geç çıktık eve geç geldiğim için hazırlanamadım falan falan...

Ufak tefek aksilikler oldu elbet. Onlar da bizim neşemizi kaçıracak kadar değildi. Öncesinde telefonumdan bi parti akışı belirlemiştim. Onu görevli herkesle paylaşmam çok iyi oldu mesela. Buna rağmen havayi fişek şarkısı çalmadan fişekler patlamaya başlasa da dert edecek bişey yaşanmadı yani. Varsın olsun aksilikler de nazar boncuğu oldu (polyanna ile akrabalığım var da) :)) Çocuklarımın yüzündeki mutluluk herşeye bedeldi. Salon büyük olmasına rağmen çok fazla kişi çağırmadık. Samimi olduğumuz dostlarımızı görmek istedik yanımızda. Yani kırılmasın diye herkesi doldurmadık bu özel günümüze. İş yerimden bile çok az kişi çağırdım. Gelen geldi gelmeyen de hiç umurumda olmadı. Böyle bir günde kimler yanımda onu görme fırsatım oldu. Geziden, eğlenceye, yemeye, içmeye herşey güzeldi. Sadece profesyonel bir organizatör firması olmayınca herşeyin akışıyla ilgilenmek bana düştü. Parti anında da herşeye yetişemedim o yüzden sağ kol gibi birisi olup, bütün herşeyi takip etmeli. Sünnet partisi yapacak olanlara tecrübe ve aksiliklerden bahsedeyim ki onlar da aynı şeyleri yaşamasınlar. 
GÖRKEM : Fotoğraf çekiminde yaşı büyük olduğu için haliyle hiç sorun yaşamadan en güzel pozları verdi. Kıyafetine özenli davrandı, kirlenmesin diye çabaladı. Araba gezisinden en keyif alan oydu. Partinin en çok tadını çıkaran, herşeyden keyif alan, kendini en özel hisseden kişisi. Özellikle bir ay boyunca fotoğraf, videolarını topladığım, müziklerini özenle seçtiğim slayt onun en beğendiği şey olmuş. Doğum anının videosunu da slayta koyunca çok duygulanmış. Palyaçolar, mini ve mikinin oyunlarıyla bütün çocuklar çok eğlendi. Görkem en sevdiği arkadaşlarıyla bir yanda dans etti, diğer yanda oyunlar oynadı. Çocuk işte bi ara saklambaç bile oynadılar. Çocuklar içindi bu eğlence, tam da onların istediği gibi oldu. Görkem'in büyük olmanın avantajını kullanarak, herşeyin farkında olarak tadını çıkarttı. Bu mutlu gün, güzel bir anı olarak hem hafızasında hem de fotoğraf ve videolarda kaldı. Herşey onların mutlu olması içindi. Herşey gözlerindeki ışıltı içindi.... 
ONUR : Fotoğraf çekimini burnumuzdan getirdi sağolsun :) yaşı küçük ve kendisi de yeteri kadar kaprisli olduğu için gerim gerim gerildik. Bizimki 3-4 pozdan sonra raydan çıktı. Yattı koltuğa yüzü koyun ben çektirmiycem fotoğraf falan deyip isyan bayrağını çekti. Neyse ki Görkem imdadımıza yetişti. Çekimden sonra play station oynama şartıyla çekimleri tamamladık :) Parti esnasında kendilerini pek ele avuca sığdıramadık. Kolundan zorla tutup bi kaç fotoğraf ve videonun içinde bulundurmayı güç bela başarmışız. Onun dışında asi gençlik modunda arkadaşlarıyla oynayıp, hatta bi ara ormana kaçmış :D görenler getirmiş yani bi çocuk bu kadar zor olmak zorunda değil ama yoookk ben anneme çok ettim şimdi ettiklerimi çekiyorum hep ;) Sağlıkları yerinde olsun da kaprislerine razıyım ben. Kendince eğlendi ama partinin bütün nimetlerinden tam faydalanamadı bence. Artık o da büyüyünce neler ettiğini buralardan okur :) 
Genel olarak değerlendirdiğim zaman hiç birşeyde hevesim kalmadı. Herşey gönlüme göre oldu. Özellikle kıyafetler en titizlendiğim konuydu. Herkesin kıyafetiyle tüm ayrıntısına kadar ilgilendim en önemlisi oydu çünkü tüm fotoğraflarI onlar güzelleştirip, bu mutlu günümüze şahitlik edecekti. İşte böyleeee nerdeyse yaz mevsiminin büyük bir bölümünü parti hazırlıklarıyla geçirdim. Severek ve yavaş yavaş hazırlandığım için öyle aman aman yorulmadım. Esas amacım evlatlarıma güzel anılar bırakmaktı. Bunu başarmanın mutluluğu da bize yetti. Herkes halinden memnun evlere dağıldık... 

- MUTLU SON -

Devamını Oku »

7 Ağustos 2018 Salı

Sünnet Partisi Hazırlıkları

Efenim Görkem'in sünnetini geçen sene yaptırmıştım  Onur mu yok onu yaptırmadık henüz. Onu da abisinin yaşına gelince yaptıracağız. Aaa hiç olur mu sünnet olmamış çocuğa parti mi yapılır. Keyif benim değil mi yapılır tabi. Birinin yaşı geçiyor parti için diğeri sünnet yaptırmak için küçük ayrı ayrı yapsam olmaz. En iyisi çevredeki teyzelerin muhtemel dedikodularına göğüs germek uğruna dahi olsa bu sene yapmak oldu. Ben çok çevremi takan bi tip değilimdir. Buna burnunun dikine gitmek ya da bildiğini okumak da diyebiliriz :) 

Sünnet partisi için geçen yıldan beri ufak tefek kafamda şekillendirdiğim hayalini kurduğum bazı noktalar vardı. Hatta şöyle dedim sağlam bi organizasyon şirketiyle anlaşayım, ben istediklerimi söyleyeyim onlar gerçekleştirsin. Lakin şunu gördüm insanların hayal dünyası çok sığ ve dar. Keskin çizgileri var ya da alışılagelmiş sünnet temaları var. Arz talep meselesi esasında yani herkesin talep ettiği şeyler genelde aynı yani şöyle oğlum şehzade olsun cariye kıyafeti giymiş kızlar önden tef çalsın, yeniçeriler tahtla sünnet çocuğunu getirsin. Mehter marşıyla girsin. Mavi beyaz ya da kırmızı beyaz balonlarla süslensin falan... Ben bunların dışında bişeyler yapmak istediğim zaman yok biz yapamayız. Biz böyle yapıyoruz cevaplarıyla karşılaşınca hay sizin yapacağınız organizasyona deyip, iki firmayla farklı şeyler için anlaştım. Saçma salak yaptıkları şeyler için devasa paralar istemeyi de ihmal etmiyorlar tabi orası da başka bir konu. 

Allah'tan bir mani gelmezse partimiz 17 Ağustos cuma akşama gerçekleşecek. Sünnet düğünü kombini çok itici olduğu için davetiyeyi de parti davetiyesi gibi bastırdım. Düğünlerdeki içerikten biraz farklı olduğu için parti demeyi tercih ettim. Meşhur gelinlikli sünnet anaları arkada, şehzadeleri önde mehter marşı eşliğinde bir giriş sonra anne-babanın ilk dansı çocuk da ne yaparsa yapsın yok en iyisi o kös kös tahtında otursun. İşte ben böyle bişey hayal etmedim. Klasik salon giriş müziklerinin dışında bir şarkı için 2 aydır sürekli araştırma içindeyim. Aman aman çok içime sinmese de nihayet kötünün iyisi bir şarkı bulabildim. Yine 2 ay önce aldım çocukların kıyafetlerini, kaftan tarzı giymek istedi Görkem o istediği için kırmadım. Herşey  onların da gönüllerine göre olsun istiyorum. İleride hafızalarında eğlenceli parti havasında bişeyler kalsın istiyorum. Allah sağlık sıhhat ve imkan verdiği sürece insan çocuklarının özel günlerini gönlünce düzenlemek istiyor. En zahmetlisi benimkisi oldu. Bütün parçalar için ayrı ayrı dolaştım. Ama içime sindi. Bu süreçte desteğini hiç esirgemeyen Sümeyracığıma da buradan tekrar teşekkür ederim. Esas kız yiğen canım Hilalle de çok gezdik ve aradıklarımı bulmam da payı büyük. 

Bizim buralarda genelde pilavlı düğünler yapılır. Bana göre özellikle sünnet için gereksiz masraf geliyor. Nereden baksanız sadece yemek 15 bin lira tutuyor. Benim maksadım çocuklarımıza güzel bir gün hediye etmek olduğu için biraz onlara yönelik şeylere masraf etmeyi tercih ettim. Açık havada olacağı için salon süslemesi için ayrı bir organizasyon firmasıyla anlaştım. Başka bir firmayla da 2 palyaço, mini fare, miki fare ve pamuk şekerci için anlaştım. Palyaçolardan biri sosis balonlardan çocuklara kılıç, şapka, köpek falan yapacak, diğer palyaço  da çocuklara yüz boyaması yapacak. Bir tane özel kıyafetli bir pamuk şekerci olacak. Taze taze pamuk şeker yapıp çocuklara verecek. Miki fare ve mini fare olacak çocuklarla dans edip oyun oynatmak için, girişte biz yetişkin misafirlerimizi karşılarken, onlar da çocuk misafirlerimizi karşılayacaklar. Bunların hepsi sahnede yer alacak ki herkesin çocuğu gözünün önünde dursun ve rahat rahat eğlenebilsin. Sahnenin aşağısına yetişkinler için ayrıca oynamaları için bir yer ayarlayıp, böylece çocukların yukarıda göz önünde olmasını planlıyorum. Çocuklar için ayrı şarkılar seçiyorum, onları derleyip toplamak ve oynatmak saydığım görevlerinin uhdesinde olacak. Biz salona girdikten sonra Görkem ve Onur'a ait güzel bir slayt yaptım o başlayacak. Arkasından havayi fişekler patlayacak ve eğlence başlayacak. Öncelikle çocuklar oynamaya başlayacak şarkılar eşliğinde sonrasında yetişkinlerin sırası gelecek. (İnşallah)

Fotoğraf, albüm (çeyizlerine koyacağım), video çekimi ve dronla çekim için fotoğrafçıyı önceden ayarlamak gerekiyor ki tam düğün mevsimi olduğu için hepsi randevulu çalışıyorlar. Heralde kendi düğünümde bu kadar ayrıntı düşünmemiştim :) Çerez, pasta (çeşitlerine karar vermek), meyve suyu, suyu, garsonları dahil herşeyi ayarlamak benim sorumluluğumda olduğu için biraz stres yapıyorum. Salon sadece ses sistemi ve sandalye masa veriyor. Organizasyon işi düğün sahibine ait oluyor. İşte bu sebepten biraz geriliyorum. Köpük tabakları bile ben alıyorum gerisini siz düşünün artık...

Şikayetçimiyim? Aslaaaaa!! Büyük bir keyifle yapıyorum. İnşallah hayal ettiğimden daha güzel bir parti olur. Yanımda olacağını düşündüğüm pek çok kişi gelemeyeceğini şimdiden söyledi.Canları sağolsun kalan sağlar bizimdir diyeceğiz ve çocuklarım için keyifli bir parti tadında olması için çabalamaya devam edeceğim. Kaldı 10 gün bana şans dileyin... Dualarınızı eksik etmeyin. Yüzümün akıyla çıkayım inşallah bu işten. Çok uzattığımın farkındayım ama bu da anı işte ne yapayım :))
Devamını Oku »

30 Temmuz 2018 Pazartesi

Elveda Haziran - Sarah Jio

Yine Sarah Jio’nun kaleminden harika bir kitap okumak fırsatı buldum. Bu kadının dili öyle bizden ki onun kitaplarını okurken bir annenin, bir evladın, bir kız kardeşin duygularını yüreğinizin taaa derinlerinde hissediyorsunuz. Belki de gerçek hayatta göremediğimiz pek çok sıcak duyguyu kitaplarında çok güzel hissettirdiği için onu okumaktan büyük keyif alıyorum. Sıcacık sarıp sarmalıyor beni... 

Tarzı yine tam bir Jio tarzı, geçmişe dair sırlar ve şifrelerle dolu bir kitap ama konu bambaşka...

June başarılı bir bankacıdır, yıllar önce ayrıldığı çocukluğunun geçtiği Seattle’daki Mavi kuş kitabevinin teyzesinden ona miras kalması sonucu, mesleğini bırakıp çocukluk anılarıyla dolu bu kitabevini yeniden açmaya, eskisi gibi çocuklara kitap okunan sıcacık bir hale dönüştürmek için çabalamaya karar verir. Önüne çıkan engelleri aşmak için mücadelesine, yaşamın getirdiği süprizlere her ne olursa olsun kucak açmayı, herşeye rağmen umut etmekten vazgeçmemeyi, kardeşliği, anneliği, evlat olmayı herşeyden önce ayakları üstünde duran güçlü bir kadın olmayı bize yeniden hatırlatan sıcacık bir kitap. Kitabın karakterlerinden biri çocuk kitapları yazan Margaret Wise Brown okurken gerçekten de böyle bir yazar var mı diye kontrol ettim. Gerçek karakterlerle özdeşleşen kitapları seviyorum ben. Daha gerçekçi geliyor sanırım :) Bu yazarla birlikte yazdığı çocuk kitaplarına da yer verilmiş haliyle çok hoşuma gitti. Hem yazarı hem de kitaplarını da inceleme fırsatı buldum. 

Belki de bu kadının kitaplarını bu kadar çok sevmemin en önemli sebebi hikayelerinin genelde mutlu sonla bitmesi :) O kadar çok ihtiyacımız var ki mutlu sonlara, iyi yürekli insanlara... Saçma sapan ayrıcalıklarla dolu iş yaşamının gösterdiği acı gerçekler, sahte yüzlü ve çıkarcı insanlardan arınıp, öğle paydoslarında kendimi bu kitabın sayfalarında kaybettiğim için çok büyük keyif aldım. 

Hoşuma giden alıntı cümleleri yazmasam olmaz tabi ;) 

"Günümüz insanlarının problemi, kendilerini fazla ciddiye almaları."

"Hayata kardeşin olmadan devam etmek, bir kolun olmadan yaşamak gibidir. Eksikliğini her gün hissedersin."

"İnsanlar incindikleri zaman karakterlerine aykırı davranırlar."

İşte böyle bazılarına basit bir yazar gibi geliyor ya da pembe dizi kıvamında geliyor. Valla kim ne derse desin ben seviyorum arkadaş. Az çok tarzını konusu anlattım. Yüreğime dokunsun, azcık da pembe dizi kıvamında okuyayım derseniz. Alınız ve okuyunuz :) 
Devamını Oku »

10 Temmuz 2018 Salı

Pembe Fili Düşünme - Zeynep Selvili Çarmıklı

Artık kişisel gelişim kitabı okumayı sevmiyorum. Üniversitede zorla okuttukları için tiksinmişim. Bu kitap da çok satanlarda sürekli gözüme takılıp duruyordu. Hem adı hem kapağı farklı geldi. Almadan biraz kitap yorumlarına baktım iyi herkes memnun. Yahu yorumlara da güvenilmiyor arkadaşım iyi güzel dedikleri kitap buysa demek ki onlar hiç güzel okumamış diyesim geliyor. 

Yazar kitabı için ön sözde şöyle diyor : "bu bir kişisel gelişim kitabı değil kişisel kabul kitabıdır" evet süslü ve iddialı sözler bunlar beni etkiledi açıkçası. Çünkü neden? Kitabı satın aldığım sıralarda kendi kendimi çok üzüyordum yaparım ben bunu ara sıra tam da tanıtımlarında özşefkat kelimesini görünce hah dedim. Şefkati hep başkalarına gösterecek değilim yaa işte şimdi şefkat gösterilecek kişi benim diye düşündüm ve bana özşefkatle ilgili yardım edebilir diye düşündüm. Anlayacağınız ne kişisel kabulle ilgili payıma bişey alabildim ne de özşefkatle :(( Veee sonuç hüsran......

Yazarın ilk kitabı kendi bildiklerini ve panik atak hastası olarak bununla nasıl mücadele ettiğini dilinin döndüğünce ve okulda öğrendiklerini aktarabildiğince yazmış. Bilindik şeyleri kendi kelimeleriyle anlatmak istemiş emeğe saygı duyarım...

İçinde beğendiğim birkaç cümle var bari onları paylaşayım da bomboş bir kitap olarak da algılanmasın.

"Meğer zaman değil, zamanla ne yaptığımızmış bizi iyileştiren."

Gökyüzü bazen günlük güneşlik, bazense bulutlarla kaplıdır. Gökyüzü bulutlara rağmen oradadır. Hava ne kadar hiddetli olursa olsun, yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın, deyimin aksine gök asla delinmez."

"Mücadele vermek ağır, kabul etmek hafifti."

Gökkuşağını yakalayabilmek için yağmuru göze almak gerekir."

Bu aralar ne kitap okumaya ne de kendime ayıracak vaktim yok bir tatlı telaş peşinde koşturuyorum yaziciimm inşallah en kısa zamanda o konuda da... Haydi şimdilik kalın sağlıcakla, herşey gönlünüzden geçirdiğinizden/geçirdiğimizden daha güzel olsun...

Sevgilerimle Ülkü ♥ 



İnstagram : 2cocukluhayat 
Devamını Oku »

5 Temmuz 2018 Perşembe

Çocuk Yetiştirirken... (Kızdığım noktalar)


Günaydın,
Aslında bu başlığı çok çok önceden atmış, taslaklarda bekletiyordum. Aklımda bu konuyla ilgili başka bir şey vardı. Hatta zaman zaman bu başlık altında çevremdeki ebeveynlerin çocuk yetiştirmesinde kızdığım noktaları, tespit ettiğim eksiklikleri ve yanlışları yazacaktım. Ta ki dün bi personelimle ilgili sorun yaşayıncaya kadar. Hoş konu yine çocuk yetiştirmekle ilgili bütünlüğü bozmuş olmuyorum esasında...

Yanıma işe başlayan çocuk bi enteresan engelli kadrosundan işe alındığını biliyorum ama raporu yok. Raporlu olmadığı halde engelini kullanan biriyle de ilk kez karşılaşıyorum. Çocuk babasından velim diye bahsediyor. Dedim ki evladım burası okul değil. Sen oy kullandın mı ? "evet kullandım" o zaman yetişkin bir bireysin ve kendini ifade edebilirsin demek bu. İlginç olan şu %10 kadar ayağında engeli var. İş kıyafeti giyince psikolojim bozuluyor diyor :D hey Allah'ım dedim ki bozulsun önemli değil hangimizin psikolojisi normal ki zaten dedim :)))) Şöyle devam edersem yazı yanlış anlaşılmaların önüne geçecek sanıyorum. Bak evladım dedim ben de yürüme engelliyim ama şükür Allah'a aklım fikrim yerinde ve engelimin bana engel olmayacağı yeterli olduğum başka bir alanda çalışıyorum ve başarabiliyorum. İşte sen de engeline uygun bir yerde çalışmalısın ki yetersizlik duygusuna kapılma. 

Ben sadece devletin bana sağladığı ayrıcalıklardan fayda sağlarım. Diğer türlüsü çıkar sağlamaya girer. İşte bunu çoookk çok küçükken nur içinde yatsın biricik idolüm rahmetli babam bana öğretti. Allah ondan bin kez razı olsun. İyi ki güçlü iradeli ve sağlam karakterli bir baban evladı olarak dünyaya gelmişim. Çocuk felcinden sonra 6 yaşıma kadar yardımsız yürüyemiyordum, ama buna rağmen babam hep şunu öğretti bana öncelikle hiçbir zaman cesaretimi kırmadı her zaman yüreklendirdi. Yürürken çok kez düştüm hala da düz yolda yürürken bile düşme beceresine sahibim :))) (çok oldu ben bu durumlara alışalı kendimle barışalı) Her düştüğümde nasıl düştüysen kalkmayı da öğrenmelisin dedi. Hayatta her zaman yanında ben olmayacağım. Fiili olarak da manevi olarak da düştüğünde kendi kendine kalkmayı, güçlüklere karşı çözüm üretmeyi ve her daim ayakta kalabilmeyi bilmelisin diyerek yetiştirdi beni. 

İşte bu sebepten anne-babasının kimliğinin arkasına saklanan bireyleri algılamakta zorlanıyorum. Belki ben de engelli olmasaydım onları anlamadığımı düşünebilirlerdi, lakin eşekten düşenin halinden eşekten düşen anlarmış ve ben onları bu noktada anlayamıyorum. Aslında benim altını çizmek istediğim nokta engelli veya engelsiz birey farketmez her koşulda bağımlı çocuklar değil bağımsız çocuklar yetiştirmek. Kendilerini ifade etme yeteneği ve problem çözme beceresi kazanmasında anne - babaların rolü büyük. Lütfen sağlam karakterli bireyler yetiştirmek için çocuklarınızı el bebek gül bebek yetiştirmek yerine onları çözüm üretme konusunda yüreklendirin.  

Sağlıklı günler diliyorum... 
Devamını Oku »

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Da Vinci Şifresi - Dan Brown


Aaa sen bu kitabı daha yeni mi okuyorsun diyenleri duyar gibi oldum. Evet efendim yeni okudum, ilk basımı 15 yıl önce yapılan ve tüm dünyada ses getiren bir kitaptı. O zamanlar ben üniversite okuyup aynı zamanda çalıştığım için bu kadar kitap okuyamıyordum. Bi de şöyle kötü bi huyum vardı çok popüler olan kitapları herkes okuyup elinde gezdirince gıcık olup, okumuyordum. Filmini de sonra kitabını okurum diye izlememiştim 😁 15 yıl önceki benle şimdiki benin düşünceleri arasında dağlar kadar fark var zaten o da ayrı bi konu. O zamanlar şimdi olduğumdan daha fazla gıcıkmışım :D

Neyse efenim geçen aylarda Dan Brown’un “Başlangıç” kitabını okuyup, hem kurgusuna hem anlatımına hayran kalınca bu kitabı da aklıma düştü. İlk 60 sayfası çok sıkıcı geldi. Fazlaca yer ismi ve kişilere anlamaya çalışmak beni çok sıktı. Okumayı bırakıp başkaca iki kitap aldım araya, onları bitirince yarım kalan bu kitapcağızıma döndüm. 

Böyle bilgi dolu bir kitabı bi kaç kelimeyle anlatmak pek mümkün değil ama kısaca şöyle anlatayım : Louvre Müze Müdürü Jacques Sauniere, dünyayı yerinden sarsacak belgeleri elinde bulunduran gizli bir kardeşliğin son temsilcisidir. Belgelerin açıklanmasını kendileri ve Katolik Kilisesi için tehlikeli bulan bir tarikat Sauniere'i öldürür. Sauniere belgelerin yerinin kendisiyle birlikte mezara gitmesini istememektedir ve ölmeden önce kendi kanıyla vücuduna bazı semboller çizer, yanına da bir şifre yazar. Robert Langdon ve Fransız Kriptoloji Uzmanı Sophie Neveu'nun burda dahil olduğu olayların akışı sizi hayrete düşürecek. Yazarın tasvirleriyle kendinizi olayların içinde hissedeceksiniz. Benim gibi okumayanlar kaldıysa macera, sanat tarihi, tarikatlar ilginizi çekiyorsa siz de  buyurun okuyun  efenim 😊

Bu arada bunu okuyup bitireli epey oldu. Hatta instagramda bile paylaşalı baya oldu. Bloğumu biraz geriden takip ediyorum. Bu aralar ilgilendiğim konular biraz farklı onu da blogda başka bir konu başlığı altında yazacağım bu hafta inşallah. Ee hadi kalın sağlıcakla buralara da uğramayı ihmal etmeyim emi ♥
Devamını Oku »