Çocuklu Hayat

Çocuklu Hayat

19 Nisan 2017 Çarşamba

Çocuklarda Kahvaltı Meselesi

çocuklarda kahvaltı ile ilgili görsel sonucu
Günün ilk öğünü olan kahvaltıya çocukların gereksinimi daha çok oluyor. 10-12 saatlik süren uzun bir açlıktan sonra gelen ilk öğün kahvaltı olduğu için kan şekeri oldukça fazla düşüyor. Glikoz beyin için en önemli enerji kaynağıdır. Sabah oluşan açlığın öğrenme üzerine olumsuz etkisi olduğu herhalde tartışma götürmez bir gerçek.Uzmanlar kahvaltının; beyin fonksiyonları, konsantrasyon, hafıza ve dikkat süresinde artışa yardımcı olduğunu bunlarında çocukların okul başarısını direkt etkileyen faktörler olduğunu belirtiyor. 

Tabiki de bizler kahvaltının zaten altın öğün olduğunu biliyor ve çocuklarımıza sağlam bir kahvaltı yaptırmak için hergün kırk takla atıyoruz. Yemek seçme konusunu daha önce şuracıkta enine boyuna bahsetmiştim 😉 İki sene önce yine keçilerin bana geldiği bir günde yazmışım eski yazıyı lakin çocuklar büyüdü alışkanlıkları değişti. Bir durum güncellemesi yapmakta fayda var diye düşünüyorum ;) 

Her ikisi de ne hazırlarsam onun üzerine çikolata sürmek istiyor. Pankek, krep, kızarmış yumurtalı ekmek, sade ekmek ne olursa artık....O kadar sinirlendiriyor ki bu durum beni zaman zaman sigortalarımın atmasına sebep oluyor. Yok çikolata falan diyorum. Sonra empati yapıyorum, küçükken bende bişey yemezdim çikolatalı ekmeğe bayılırdım diye düşünüyorum içimden. Ne yani ben yedim de öldüm mü diye konuşuyorum kendimle...İç sesim beni ikna etse bile sağlıksız olduğunu düşünmek hemen beni bu düşünceden uzaklaştırıyor. Bir müddet eve almıyorum. Sonra yazık çocuk onlar diyorum çünkü ben kendim için çikolatasız bir hayat düşünemiyorum 😋

Görkem özellikle haşlanmış yumurtadan nefret ediyor. Hay Allah kime çekmiş dersiniz? Banaaa 😒 Haftada bir de olsa mecburen tüketiyorum. Kokusuna tahammül dahi edemiyorum aynen Görkem de böyle. Yavrum ya tiksinme ifadesini görmelisiniz. Karabiber falan kokusunu bastıran ne varsa atıyorum üzerine 😊 Yemek zorunda olduğunu vücudundaki kasların beslenmesi için özellikle yumurta yemesi gerektiğini söylüyorum ama yaklaşımı hiç değişmiyor. Onun aksine Onur çok seviyordu yumurtayı son zamanlarda o da yan çizmeye başladı. Sarısını sevmiyorum diyerek 😩 Omlet halinde bari ye diyorum yok onu da yemiyor. Bende bayat ekmekleri dilimleyip, yumurtaya bandırıp kızartıyorum. Balla falan onu seviyor bari. Bu yumurtayı başka nasıl sevilir hale getiririm bilemedim a dostlar... 

Genel olarak toparlayıp, kısaca benimkilerin ne yediklerine bakacak olursak; krep, pankek, omlet (O), yumurtalı ekmek, zeytinyağlı domates rendesi (G), kaşar eritmesi, çikolatalı ekmek, reçelli ekmek, ballı ekmek (G), tahin-pekmez (O), top ve burgu peynir, menemen (G), tost, bal-kaymak (G), sucuk, patates kızartması, simit gibi...Aslında çeşit az değil sadece bazılarını hafta içi yapmak sıkıntılı ve zahmetli oluyor. Hafta sonu olduğu gibi özenli olmuyor hafta içi masaları tabi 😉 (Görkem ve Onur'un baş harflerini belirttim sadece onların yedikleri kahvaltılıkların yanına 😊)

Peki kahvaltı çeşitlerine dair sizin önerileriniz var mı? Sizinkiler kahvaltıda ne yemekten zevk alıyorlar? Faydalı olan ama nefret ettikleri kahvaltı çeşitleri var mı? Ahh ahh çocuğum çok çok yiyeceksiniz ki büyüyeceksiniz. Büyüyünce de keşke yemeseydim de büyümeseydim demezsiniz inşallah 😄
E hadi ben kaçtım, kalın sağlıcakla...
Devamını Oku »

13 Nisan 2017 Perşembe

Muhteşem Bir Cheesecake Tarifim Var :)

   
Şimdi neden muhteşemmiş altı üstü bir pasta demeyin lütfen hemen açıklayayım. İnternete girseniz bir sürü cheesecake tarifi var. Bazılarının ölçüleri tutmuyor bazısının tadı fazla geliyor gibi...Çok güvenilir yerlerden almak lazım tarifleri. 6-7 yıl önce bir arkadaşımdan almıştım bu tarifi o gün bugün çevremdeki tüm tanıdıklarıma veriyorum. Defalarca yapmışlığım var. Tabi yapımı biraz zahmetli ama sonuç muhteşem.Yani eğer cheesecake seviyorsanız buna bayılacaksınız diyorum :) Ufak bazı püf noktalarını da vereyim bu tarif 26 cm çapındaki bir borcam için idealdir. Portakallı sevmiyorsanız sadede yapabilirsiniz. Resimde görülenin içinde portakal suyu yok. Üstündeki pelteyi yaparken çilek aromasını sevdiğim için çilek reçeli kullandım. Hangi meyveyi seviyorsanız üzerine onun peltesini yapabilirsiniz. Hatta çikolata sosu bile gezdirebilirsiniz. Zevki sizin...

Tabanı için :
* 1 paket yulaflı bisküvi
* 50gr. terayağı
* 1 türk kahvesi fincanı süt

   Kreması için : 
* 2 paket labne peynir (400gr.)
* 1 kutu krema (200ml.)
* 2 yumurta (oda sıcaklığında)
* 3 çorba kaşığı un
* 1 çorba kaşığı nişasta
* 1 su bardağı şeker
* 1 paket vanilya
* 1 yemek kaşığı süzme yoğurt
* yarım çay bardağı portakal suyu

Peltesi İçin :
* 1 çay bardağı su
* 2 tatlı kaşığı nişasta
* 2 çorba kaşığı şeker
* 2 çay bardağı portakal suyu

Tabanının yapılışı : 
Bisküviyi toz haline getirip, tereyağıyla karıştırarak, azar azar sütü ekleyip, hamur kıvamı elde ediyoruz. Bastırarak borcama yayıp, kremasını hazırlayana kadar buzdolabında soğutuyoruz.

Kremasının Yapılışı : 
Yumurtanın sarısını ve beyazını ayrı ayrı kaplarda çırpıyoruz. Sarısıyla birlikte krema ve  labneyi de karıştırdıktan sonra, portakal suyu, un, nişasta, vanilya, şeker ilave edip çırpıyoruz. En son yumurtanın beyazlarını da ekleyip iyice çırptıktan sonra, dolapta beklettiğimiz tabanın üzerine bu kremayı döküyoruz. 170 derece önceden ısıtılmış fırında benmari usulü pişiriyoruz. 1 gece buzdolabında dinlendirdikten sonra ertesi gün (ya da sabahtan kekini yapıp akşam da) peltesini hazırlayıp üzerine döküyoruz. 

Peltesinin yapılışı : 
Portakal suyu, şeker ve nişasta karıştırılıp, katılaşıncaya kadar ocakta pişirilir. Soğutulup kremanın üzerine dökülür. Peltesi de  donduktan sonra arzuya göre üzerine iri fındık ya da badem taneleri serpip servis yapabilirsiniz. Sonra da afiyetle götürüyoruz. 
Ağzınızın tadı hiç bozulmasın... 
Afiyetle olsun...
Devamını Oku »

11 Nisan 2017 Salı

Çocuklarım Çok Şanslı Çünkü Ben...

Biraz sonra okuyacağınız kendimi dev aynasında göstereceğim yazı tamamen başka bir blog tarafından tetiklenme sonucunda çıkan bir yazıdır. Şöyle ki kahveicermiyiz bloğunun kıymetli sahibesi, tek soruluk bir mim başlatmış. Katılmak isteyen anneler de çocuklarının neden şanslı olduğunu uzun uzun yazıyor. Pek çok arkadaşım daha önce yazdı. Bende bugün hazır fırsatını bulmuşken yazayım dedim. Bakalım benim çocuklar neden çok şanslıymış 😊

                                  Çocuklarım Çok Şanslı Çünkü Ben; 
💬 Önceliğim her zaman her konuda çocuklarımdır. Evde tonlarca iş beni beklese de çocuklarım benimle oyun oynamak ya da başka birşey yapmak isterse, bütün işlerimi bırakır onlarla vakit geçiririm. Şekilde görüldüğü üzere ütü masası arka fonda dururken, biz kurabiye yapıyoruz 😊 Bir tek bu mu mutfak tezgahında tabak koyacak yer olmadığında bile "annee oyun oynayalım çok sıkıldık" cümlesine karşı koşa koşa gidip oynuyorum.

💬 Hiçbir materyale ihtiyaç duymadan her durumda oyun türetebilip, bunu keyifli hale getirebiliyorum.

💬Yolda gördüğüm küçük bir ağaç kabuğundan bile masallar anlatabiliyor ya da onun buraya gelişi ile ilgili onlara ayrıntısını anlatıp bilgi verebiliyorum.

💬 Onlara okuyacağım her kitabı önce kendi süzgecimden geçirerek, sonra onların okumasını sağlıyor, ayrıca her akşam birlikte kitap okumak için vakit ayırıyorum.

💬 Oturma odasındaki bütün yastıklar bir devden korunmak için kale haline getirildiğinde, ben de bir dev olup küçük çocukları yemek yapmak için yola çıkıyorum. 😊

💬 Sevginin en değerli nimet olduğunu sürekli vurguluyor, doyasıya onları öpüp, koklayıp, sarıp sarmalıyor, sevgimi gösteriyorum. 

💬 Hareketli bir müzik duyduğumda hiç beklemedikleri bir anda onları dans ettirmeye başlıyor ve dakikalarca kahkahalar eşliğinde kollarından tutup döndürüyorum, anne çıldırdın mı sorularına hiç aldırmam.

💬 Merak ettikleri her konuda onları araştırmaya yönlendiriyor, hazıra konmalarına engel olarak, bilmediği kelimenin anlamını sözlükten; konuyu da güvenli internet sitelerinden araştırmasını sağlıyorum.

💬 Oynadığımız oyunlarda keyifli vakit geçirmenin yanında dikkat ve  zeka gelişimini destekleyici oyunlara ağırlık veriyorum.

💬 İnsanların fiziksel özellikleriyle alay edilmeyeceğini, onlara yardım edilmesi gerektiğini, büyüklerine karşı saygılı olmayı incelikle öğretmeye gayret ediyor, ahlak kurallarına önem veriyorum.

💬 Sosyalleşmelerini desteklemek amacıyla kitap fuarı, tiyatro, sinema, hayvanat bahçesi, bilim merkezi, müzeler gibi her alandan yerleri görmeleri için hiçbir fırsatı kaçırmıyorum.

💬 Başımın ağrısından duramayacak kadar çok yorgun olduğum da bile hamur oynayıp, boyama yapabiliyorum,
💬 Kardeşler arasında rekabet ortamı değil takım benliğini oluşturuyorum. 

💬İkisi arasında adaleti sağlayabilmek adına yiyeceklerini bile paylaştırırken, mutfak tartısı kullanarak onlara güven veriyorum. Böylece paylaşımın azlığı çokluğuna dair çıkabilecek muhtemel kardeş kavgasının önüne geçiyorum 😊

💬 Üstesinden gelebilecekleri her türlü sorunu çözmeleri için sabırla bekliyor, çözüm odaklı düşünmelerini, sorunlarla başa çıkmada adım adım ilerlemeleri için yönlendiriyorum.

💬 Başka çocuklarla değil kendileriyle yarış içinde olmaları için sık sık onları yüreklendiriyor, başarılarını takdir ediyor, onları  en güzel şekilde onurlandırıyorum.

💬 İstedikleri herşeyi elde edemeyeceklerini öğrenmeleri için, empati kurmalarını sağlıyor, olayları somutlaştırıyorum. 

💬 En yorgun olduğum zamanda bile ev yemeği yaparak, beslenmelerine özen gösteriyor, ambalajlı ürünleri ne kadar az tüketirlerse o kadar iyi mantığıyla çikolata, kek, pasta, tatlı türü herşeyi elcağızlarımla büyük bir keyif ve özenle yapıyorum.
💬 En iyi eğitimi alabilmeleri için araştırma yaparak, şartlarımızın el verdiği ölçüde, en iyi kaynaklardan, en doğru şekilde faydalanmalarını sağlıyorum.

💬 Onlara daha faydalı olabilmek için çokça okuyup, araştırma yapıyorum.

💬 Vicdanlı, merhametli, empati kurabilen çocuklar olarak yetiştiriyorum. 

💬 Vee en önemlilerinden birisi onlara yazılı kaynak ve güzel anılar bırakmak adına yüreğimden dökülenleri bu blogda onlar için yazıyorum. 

Özetle diyeceğim şu ki her anne evladı için en güzelini, en iyisini yapmaya çalışır. Yavrularım kendi ayaklarınızın üzerinde sağlam karakterli bir birey olarak durabilmeniz için benim elimden gelenleri dilimin döndüğü, kalemimin el verdiğince aktardım. Muhakkak ki eksik veya yanlış yaptığım konular vardır. Çünkü bende "anneliği" sizinle öğrendim. Hatam olursa şimdiden affola... 

Sizi canından çok seven anneniz ♥ ♥ ♥
Devamını Oku »

7 Nisan 2017 Cuma

Görmedim Duymadım Bilmiyorum

üç maymun ile ilgili görsel sonucu
Bir çok gencin hayali nedir? İyi bir üniversite okuyup, okuduğu alana göre kaliteli bir iş sahibi olmak, iş alanında kendini geliştirip, kariyer yapmak ve tabi ki de kişisel gelişime paralel olarak da yüksek miktarda kazanç sağlamak. Ülkemizde milyonlarca genç yıllarını okumakla geçiriyor. İlkokuldan itibaren başlayan sınavlar üniversiteden sonra da son bulmuyor. Doktorlar tusu kazanabilsin ki uzman olsun, öğretmenler kpssden afaki puanlar alabilsin ki atanıp öğretmen olabilsin. Yanlış anlaşılmasın sistemi tartışıp yanlışlığı üzerine konuşarak kendimi yoracak değilim.  

Okuyup büyük adam/kadın olmak için çürüyen dirseklerden sonra işte o hayalini kurduğumuz işe girdik. Acemi balık gibi full kapasite çalışarak gecemizi gündüzümüze kattık. Sonrasında gece gündüz çalışmanın karşılığı olarak ne hak ettiğin parayı alabiliyorsun ne de beklediğin terfiyi... Hala aynı kapasitede çalışmamıza rağmen zamanla beklentimizi düşük tutmayı öğreniyoruz. Minicik zam ve terfisiz yıllar acımasızca geçiyor. Bu duruma ne bir üst amirin müdahale ediyor ne de onun daha üstü. Herkesin tek yaptığı şey güç bela buldukları koltuklarına sıkı sıkıya sarılıp, gördüklerini görmezden, duyduklarını duymazdan gelerek etliye sütlüye karışmadan ceplerini doldurup kendi misyonlarını tamamlamak. Hem özel sektörde hem devlette durum böyleyse ne yapalım deyip biz de adaletin tecelli etmesi için kıyamet gününü bekleyeceğiz artık. 

Bunların yanında bu kadar sömürdükleri yetmezmiş gibi bir de şakşakçılar var. Peki bunların görevi sadece herşeyi alkışlamak mı? Hayır! Üstüne basa basa geldikleri o makamın altındaki çalışanları güçlerinin yettiği kadar ezmek, onları iş yapmıyor gibi gösterip bütün işi kendileri yapmış gibi göstermek bu da yetmezmiş gibi sadece ekmeğinin peşinde olan insanlara iftira atıp, yükselmelerini engellemek için aklınıza gelemeyecek çirkinlikleri yapmak için tüm güçlerini harcarlar. Yahu tamam sizinle inatlaşan yok sizin kadar yalaka, riyakar olmak zaten mümkün değil modunda bizler çalışırken, onlar bu savaşta kendilerini galip sayarken, aslında hiç fark edemezler neler kaybettiklerini.... Yazık ki bu çark bu şekilde döndükçe onlar daha da büyüyecekler. Altta kalanının canı çıkacak. Şunun iyi biliyorum bu döngüden paçasını kurtaran arkasına bakmadan kaçacak.

Yalan dünyada elinize ne geçecek ki garibanın canını yakarak, mazlumun ahını alarak, hakkını haklıya vermeden yaşayarak nereye ve ne kadar mutlu olacaksınız? Açıkçası ben meraktayım. Ama hepimiz bekleyip göreceğiz. Hiç kimsenin yaşattığı zülum yanına asla kar kalmayacak en azından bunu biliyor ve ona göre yaşıyorum. 

Allah herkesi vicdan, merhamet sahibi, içinde Allah korkusu olan insanlarla karşılaştırsın...
Hayırlı cumalar... 
Devamını Oku »

29 Mart 2017 Çarşamba

Apartman Sohbetleri "Hayatın Bana Öğrettikleri"


komşu komşu resimleri ile ilgili görsel sonucu

Apartman sohbetlerimize kaldığımız yerden devam edip, son noktayı koyalım. Vakit buldukça yapmaya çalıştım ne yapıyım. Neyse son sorulara geldik çattık. Onları da cevaplayayım siz de rahat edin bende 😊
18. Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?
Bu soruyu beni tanıyan kime sorsanız hemen cevap verir size. Tabiki de "cadıyım"😃 Belki eskiden daha deli dolu olduğum için daha çok cadıydım. Şimdilerde kılçıklık da eklendi buna. Bir de neden diye soruyorsun. Yahu hiç durduk yere cadılık yapacak bir tip var mı bende? Elbette yok. Hanım hanım oturan işinde gücünde etliye sütlüye karışmayan tatlı mı tatlı bir insanım ben. Ama ne zamana kadar taaa ki gelip birileri damarıma basıncaya kadar. Ya da benim sınırlarıma girip, ihlal etmeye çalışana kadar, yeri gelince herkese haddini bildireceksin. Yok öyle susarsan ensene vurur ekmeğini alırlar. Bende buna hiç gelemeyince anlayacağınız adımız çıkmış cadıya 😊

19. Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
Ama insanı bu kadar ikilemde bırakan sorular sorulmaz ki sevgili ilham kedisi 😉 Müthiş bir dairem var içi saray ama kafamı dışarıya uzatıp baksam hiç bişey yok. Misal bir apartmana bakıyor. Ayy bunalırım...Iıı ıhh istemem. Komforu severim ama manzarayı daha çok severim. Çoluk çocuksuz olarak sadece kendime göre cevap vereceksem evet bana tek oda yeterli manzaram güzel olsun. Ohh o manzaraya karşı oturup keyif kahvemi yudumlarken kitabımı okusam. Diyelim ki deniz manzaralı olsun. Ohh mis gibi deniz kokusu gelse burnuma ciğerlerimi o havayla doldursam. Martılar gökyüzünde dans etse, varsın tek odam olsun, huzurum yerinde olsun da....
20. Hayat sana ne öğretti?
Ohooo neler öğretmedi ki...Hani kime sorsan hayatını "yazsam roman olur" der ya. İşte benimki de roman cinsinden 😊 Ama hiç bunalıma bağlayıp da roman yazacak halim yok. Şimdilik sadece blog yazıyorum. Yaşadıklarımı da roman olarak değil edindiğim tecrübe olarak heybemde taşıyorum 😉 

Kısaca özetleyecek olursam hayat bana;
* Hiç kimseye sonsuz güvenmemeyi öğretti.Güvendiğim kişilere göre konularda değişlik gösteriyor elbette. Ne demişler "babanın oğluna bile güvenme" (Ayy yok abicim sen üstüne alınma, sözüm meclisten dışarı) 😃
* Ya hiç sırrın olmayacak ya da hiçbir sırrını kimseyle paylaşmayacaksın. "sırrını söyleme dostuna o da söyler dostuna"
* Bir şeyin/kimsenin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süreliğine ondan yoksun kalmak olduğunu,
* İnsanların bana davranış biçimlerini, aslında benim tavrımın belirlediğini,

* Kararlarımı alırken aklımla mantığımı uzlaştırmayı, en önemli kararları alırken üzerinden bir gece geçmesi gerektiğini,
* Evlendiğin kişinin sana eş olmaktan daha çok çocuklarına baba olacağını,

* Sevdiklerimle her ayrılışımda belki de bu onu son görüşüm olabilir diye düşünerek vedalaşlamayı, 

* Sevgimi göstermeyi ve hissettirmeyi, aynı zamanda dünyanın benim etrafımda dönmediğini,

* Öfkeyle aldığım kararların bana zarar verdiğini, son pişmanlığın fayda etmediğini,

*Çok klişe olacak ama herşeyin başının sağlık olduğunu, bir tek ölüme çare olmadığını,

* İnsanlara sıfır beklentiyle yaklaşarak daha az kırılmayı öğrendim. 

Bu mimden bile kendim için bişeyler çıkarıp öğrendim bile. Öğrenmenin yeri ve sonu yok.Hayat devam ettiği sürece öğrenmeye devam edeceğiz. Bazen küçücük bir çocuktan bazen yaşadığın acı bir tecrübeden ne zaman neyi nerede öğreneceğimi bilmeden yaşıyor ve yaşadığım her anın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Hayat çok kısa sevdiklerimize sahip çıkıp, onlara sımsıkı sarılalım. 

Haydi kalın sağlıcakla....
Sevgilerimle Ülkü... 

1. Nasıl bir apartmanda büyüdün?  "Evimiz"

2. Çocukluk eğlencen neydi?  "Çocukluk Eğlencem"

3. Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı? "3,4,5,6,7,8,9 sorular"

4. Çocukluk kahramanın kimdir?  "3,4,5,6,7,8,9 sorular"

5. Gereksiz bir yeteneğin var mı? "3,4,5,6,7,8,9 sorular"

6. Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi? "3,4,5,6,7,8,9 sorular"

7. En saçma zevkin? "3,4,5,6,7,8,9 sorular"

8. En büyük çılgınlığın? "3,4,5,6,7,8,9 sorular"

9. Çocukken en çok korktuğun şey? "3,4,5,6,7,8,9 sorular"

10. En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin? "Canım Kendim"

11. Karşı cins karşısında en çok utandığın an? "Canım Kendim"

12. En maskulen/feminen yanın nedir?  Canım Kendim"

13. Asla cesaret edemeyeceğin bir şey? Canım Kendim"

14. En sevdiğin fiziksel acı? Canım Kendim"

15. Almış olduğun en saçma teklif? Canım Kendim"

16. Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?     "İyilik,Paylaşım"

17. Annenden ve babandan ne öğrendin?    "İyilik,Paylaşım"

18. Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?

19. Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?

20. Hayat sana ne öğretti?
Devamını Oku »

23 Mart 2017 Perşembe

Anne Nasihati - 1 -

Selam Evlat,
Maalesef ki sen tüm gün çalışan bir annenin çocuğusun. Her gün seni  evden çıkmak zorunda bırakan bir çalışma hayatına sahip olduğum için bir taraftan üzülürken diğer taraftan yaşam şartlarınızın daha iyi olabilmesi için çalışacak bir işim olduğuna her gün şükrediyorum. Sen düşün artık bu duygu tezatlığında kendimi nasıl hissettiğimi...Belki bunları sana aktaracak ömrüm olmayacak, belki de büyüdüğünde sana anlattıklarım boş masal gibi, belki de yaşadığım duygular anlamsız gelecek. Amaann anne ne var ki bunda diyeceksin. Ne yok ki? Hayat o kadar kısa ve sürprizlerle dolu ki yavrum, seni nelerin beklediğini bilmeden saçının teline zarar gelmesin istiyorum. Ben anneyim isterim her zaman da isteyeceğim. Evlatlarım için en iyisini, en güzelini, en doğrusunu isterim hep.

Hani sabahları uykunun en tatlı olduğu vakitte uyandırıyorum ya alıştım mı sanıyorsun senin ağlamalarına, hırçınlığına, "ben seninle evde kalmak istiyorum" diye haykırışlarına...Alışmadım! Yüreğim acıyor sen bana her "seninle kalmak istiyorum" dediğinde, nereden bileceksin annenin yüreğindeki yaranın kanayacağını. Çünkü sen çok masumsun yavrum, ağzından çıkanların ardını arkasını düşünemeyecek kadar saf ve temizsin. Keşke elimden gelse de senin kirlenmene izin vermesem. Ama daha şimdiden şu küçücük yaşında senin de bir sosyal çevren var ve orada öğrenmeye başladın bile hayatı...Bazen arkadaşlarının ağzından çıkan kötü sözleri eve taşıyorsun. Duyduğun kelimenin anlamını bilmeden, kötü olduğunu düşünmeden kullanman aslında içten içe güldürüyor beni bazen. Geçenlerde bana kızdığında senin adın bundan sonra "hile" dedin. Hileee hilee diye de dalga geçtin. Ahh be küçük senin masumluğuna, senin ağzından dökülenlere kurban olduğum.
Bugünlerde bana ne oldu bilmiyorum. Sanki zaman daha hızlı akıyor ve ben her anını kaçırmadan izliyorum senin. Patlamış mısır yemene, o ağzının hareketine, yumuk yumuk ellerine, boya yaparken pür dikkat odaklanmana, minicik ellerinle kalem tutuşuna, bilmediğin kelimelerin anlamını merakla sormana, oyun kurmana hayranım evlat. Bir yandan hemencecik büyü istiyorum diğer yandan da çok şükür ki bu kusursuz yaradılışın gelişimine an be an şahitlik ediyorum.

Sabahları erkenden evden seni çıkardığımız yetmezmiş gibi kreşten en son da seni alıyorduk. Saat 18:00'de işten çıkan bir anne-baba 18:20 gibi senle buluşmanın buruk hüznü. Bu hüzün taki hasta olduğun bir sabah "anne herkes gidince ben tek başıma kaldığımda mı alacaksın beni" diye dillendirip seni öylece ağlayarak bıraktığım 2 hafta öncesine kadar devam etti :( Sen orada ağlayarak kaldın, ben boğazımdaki düğümler ve gözyaşlarıyla işe geldim. Ama artık yeterdi, göze alamadığım birşeye bu sefer cesaret edecektim. Çok şanslısın Onurcum biliyormusun? Sorumluluk sahibi, çok aklı başında ve sana sahip çıkacak bir abin olduğu için. Doğum gününe geldiği için abin de senin okul çıkışına kadar bir gün seninle birlikte beklemişti ve bütün çocukların gidip senin sıkılarak orada kaldığına şahit olmuş. Çok duyarlı ve duygusal bir abin var, onun kıymetini her zaman bil ve sen de ona çok iyi sahip çık evlat, olur mu? O gün abinin, "anne kardeşimi servis getirsin ben onu alır, bütün ihtiyaçlarını karşılarım" demesindeki kendinden emin ifade beni çok mutlu etti. Beni en çok üzen konulardan birisi, abinin ipi göğüslemesiyle son buldu.

Onurum! Canım yavrum hayatınız boyunca bütün yükü abinin yüklenmesini bekleme! Ona hep destek ol, omuz ol yaslansın, sırt ol dağ gibi arkasında dur emi kuzum... Hayatta en çok istediğim şeylerden birisi de ne olursa olsun hep yan yana olmanız. Başınız çevirdiğinizde birbirinizin en mutlu gününde de en kötü gününde hep birlikte olmanız. Sen küçüklüğünü bilip abine saygı da kusur etme, abin de büyüklüğünü bilip hoşgörüyü elden bırakmasın.

Bundan sonra ara ara gelir buraya yazılı nasihat bırakırım evlat, bilesin 😉 Bir kulağından girip diğerinden çıkmasın diye 😊

Sizi canından çok seven anneniz...
Devamını Oku »