Çocuklu Hayat

Çocuklu Hayat

31 Ekim 2018 Çarşamba

Canfeda Hz. Fatıma - Sibel ERASLAN

Hanım sahabeleri okumaya Hz. Hatice validemizle başlamıştım. Onu Nurdan Damla'dan okumuştum. Gayet feyz almış, beğenmiştim. Sadece gereksiz yere fazlaca uzatmış bulduğum için Hz. Fatıma'yı gelen tavsiyelerle başka bir yazardan okumayı tercih ettim. Diline anlatımına diyeceğim yok da kitabın ilerleyişi biraz farklı geldi. Ya da beklentimi karşılamadı da diyebilirim ;) Yani doğumundan ölümüne kadar Hz. Fatıma'nın ayrıntılı bir hayatını beklerken, kitabın tamamen başka bir kurguda olduğunu ve Hz. Fatıma ile ilgili kıssalardan oluştuğunu görünce ilk başta biraz hayal kırıklığına uğradım.

Belhli tüccar Cüneyd el Kındi, Kuşadalı Üveysi Haşim, Necefli Hacı Hüsrev, Botanlı Ramazan, Tıkritli bilge ebe Destigül Nine ve torunu Abbas’ın yollara düşmesi ve bu kişileri buluşturan tek şeyin Ehlibeyt aşkı olduğuna şahit oluyoruz. Bu kişilerin önüne Kerbela, Medine ve Mekke güzergâhında uğradıkları her durakta, geçtikleri her menzilde zamanın koridorları açılır ve Hz. Fatıma’nın hayatından kesitlerle karşılaşırlar. Kesitler güzel anlatılmış bu arada... 

Hz. Fatıma'nın lakaplarına değinilmiş kitapta, ilerde tekrar dönüp buradan okumak adına onları da yazmak istedim. 

"Ether" idi lakabı, tahir, yani tertemiz kılınmış Ehl-i Beyt'in pirü pak annesiydi. 
"Eşrefü'n-Nisa" derlerdi ona, ki kadınların en onurlusu...
"Seyyidetün'n-Nisa" idi, ki kadınlık aleminin iftiharı.... 
"Hayrü'n Nisa" idi, ki kadınların en hayırlısı...
"Tahire'ydi Fatıma, annesi Hatice-i Kübra'dan intikal etmiş ismidir; inci gibi temizdi... 
Çevresindekiler ona "Betül" derlerdi, nefsani arzulardan beri, şeytani tuzakların ulaşamadığı bir vadiydi. 
"Zekiyye" derlerdi sonra Fatıma'ya, yağmur damlası kadar arı, duru katışıksızdı...
"Merziyye" idi bir ismi, Allah'ın kendisinden razı olduğu kişi, Rabbine varmaya her an hazır duran mü'mine demekti. 
Ve "Raziyye" idi elbette, Allah'tan razı olmuş kişi...
Arşa değen iffeti, melekleri dahi mahçup eden hayası ise onu "Azra" kılmış idi. 
"Ümmü Ebiha" derlerdi Fatıma'ya, "babasının annesi"...
"Binti Ebiha" derlerdi Fatıma'ya, "babasının kızı" Hz. Aişe annemiz söylemiş, ahlak ve şekil şemail bakımından dünyada Resullullah'a (sav) en ziyade benzeyen kişi Fatıma'dır. 

Başka bir alıntı cümle de şöyle; 

"Hz. Hasan "Cemal" esmasının tecellisidir ki Hasan, aftır, kabuldür, itirazı reddediştir. Raziyeni zuhurudur. "Allah" esmasındaki ikinci lam'dır. Hasani sır...
Hz. Hüseyin ise "Celal" esmasının tecellisidir ki Hüseyin cesarettir, azimdir, dirayettir. Allah'ın ilmiyle, kuvvet ve kudretiyle bu aleme tecellisinin sırrıdır. "Allah" esmasındaki  birinci lam'dır Hüseyni sır..."

Genel olarak Peygamber(sav) efendimizle Hz. Fatıma arasındaki muhabbet feyzle dolduruyor insanı. Kitabın sonunda Hz. Fatıma'nın yaşamı ve ölüm anının güzelliklerini öğrenmek hem mutlu etti, hemde hüzünlendirdi. Sonunda göz yaşlarıma hakim olamadım, içim kabardı.  
Emeği geçen herkesten Allah razı olsun...
Devamını Oku »

19 Ekim 2018 Cuma

Kırlangıç Çığlığı - Ahmet ÜMİT

Romanımız çocuk parkındaki kaydırağa bırakılan bir cesetle başlıyor. Enseden tek bir kurşun, gözleri kırmızı bir bezle bağlı bir cesedin yanına bırakılan oyuncak bir bebek... İstanbul'da işlenen seri cinayetler sonucunda iş yine Başkomser Nevzat ve ekibine düşer. Onlar bir yandan "Körebe" lakaplı katilin peşindeyken sığınmacıların kaybolan çocuklarını ararlar. Veee iki olay hiç beklemedikleri bir yerde kesişir. Körebe cinayetiyle oluşan sorulara cevap ararken diğer olayların düğümünü çözmek de yine başkomser Nevzat'a düşer. 

* Körebe kimdir, neden cinayet işlemektedir?
* Öldürülen kişileri neye göre seçiyor?

Aslında cinayet romanlarını spoiler vermeden anlatmak çok güç, bu yüzden konusunu daha fazla uzatmayacağım. Şunları belirtmeden geçemeyeceğim. Çocukların taciz edildiği bölümleri okurken öyle utandım ki insanlıktan, onlarla aynı havayı solumaktan ve insanlığımdan utandım. Bir yerlerde yaşadıklarını, yediklerini, içtiklerini, hayatlarına devam ettiklerinden tiksindim. Masum çocuklara yaşattıkları o kötü anların sonuçlarını ödesinler istedim. İçim acıdı, derinlerde bir yerlerde bir parça koptu ve sızısı hala çok taze :( 

Eee ne yapalım diyemeyiz. Herkes üzerine düşen görevi yapmalı. Toplumun her bireyinin iyi eğitim almasıyla, ailelerin eğitimin çekirdeğinde olmasıyla ve bunu doğru şekilde yapmasıyla belki son bulabilir bu canice ve insanlık dışı davranışlar :( yine ailelere düşen görev bitmiyor. Çocuğu doğurmakla, yedirip, içirip sokaklara salıvermekle anne-baba olunmuyor azizim. Umudumuzdur çocuklar. Onları ailelerinden korkmayacak, ailelerinin her koşulda yanında olduğunu bilecekler. Aileler çocuktur, yanlış anlamıştır deyip, meselelerin üstünü kapatmayacak, çocuklarına konuşmayı, sessiz kalmamayı, gerektiğinde bağırmayı öğretecekler. Özgüveni sağlam bireyler yetiştirecekler. Ebeveynler, çocukların da bir birey olduğunu, yaşadıkları herşeyi er ya da geç idrak edeceklerini bilerek hareket edecekler. İstismarı engellemek için çocukları ile sağlam iletişim kuracaklar. Okullarda da geleceğimizin mimarları öğretmenler, çocukların psikolojisinden anlayarak ve onları doğru şekilde yönlendirecekler. Bunlar ilk adımdır evet ama bir adımla başlar herşey. Bir adım atarsın ve sonra dünya değişir. Dünyayı değiştirmek ve bu kötülüklerden korumak elimizdeyken bunu yapabiliriz. Doğru ve sağlam yeni nesiller yetiştirerek bunu başarabiliriz, ben gönülden inanıyorum buna...

Kitaptan alıntı cümlelerimi de yazıp müsaade alayım ben ;)

"Çok empati kuruyorsunuz Başkomserim, dedi samimi bir tavırla. Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne de insanlar bu kadar inceliği..."

" ...herkesten daha zayıftım, çünkü herkesten fazla yaralanmıştım..."

" Kadınlar, ama sahiden seven kadınlar, erkeğin güçlü olmasıyla ilgilenmezler. Seni severler, çünkü yüreklerinde bir yere dokunmuşsundur. Bunu farkına varmadan yapmışsan daha çok severler."

"Evet, bize gereken hakikattir, ama insanın hakikatı. Kaç yaşında olursa olsun, herkes kendi yanlışıyla yüzleşmeli. Kendi zayıflığını, kendi alçaklığını kendi rezilliğini bilmeli. İnsan bundan anlar. Çünkü doğası böyle..."

"Bir insanı tanımak istiyorsan onu öfkelendir..."

Devamını Oku »

28 Eylül 2018 Cuma

Mucize - R.J PALACIO

Mucize kitabını tatilimin ikinci yarısında başlayıp bitirmiştim. Belki bir yıl falan oldu hediye gelmişti. Kitaplığımda öyle sırasını bekliyordu. İşte dedim tam bir tatil kitabı... Kitabı okurken dalga ve martı sesleriyle güzel bir bütünlük yakaladık azizim :)

August yüzünde fiziksel bir bozuklukla doğan, sıra dışı görüntüsüne rağmen son derece duygusal, ve zeki bir çocuk. On yaşına gelene kadar yirminin üzerinde ameliyat geçirmiş. Ancak yüzünün düzelme ihtimali yok ve August böyle yaşamak zorunda. Annesinin yardımı ile 5. sınıfa kadar eğitimini evde tamamladıktan sonra anne ve babası artık okula gitmesine karar verince ortaokula gidişiyle asıl hikaye başlıyor. 

Olayların her bölümde farklı karakterlerin ağzından ve onların kişiliğine, psikolojisine bürünerek anlatmasını başarılı buldum. Bu sayede hem empati kurabiliyorsunuz, hem de olayların göründüğü gibi olmadığını görüyorsunuz. Madalyonun diğer yüzünde olayların farklı olduğunun, insanları eleştirirken aslında bilmediğimiz başka durumların ve sebeplerin de olabileceğinin idrakına varabiliyorsunuz. 

Ben de yürüme engelli olduğum için August'u çok iyi anladım. Çocukluk günlerime döndüm ve benim çocukluğumdaki çocukların çok acımasız olduğunu hatırladım. Çokça içselleştirdim. August'un neler hissettiğini, hırçınlığı, esprili oluşunun altında yatan sebeplerini çok çok iyi anladım. İnsanların dönüp dönüp bakmasını, çocukların boyunları kopuncaya kadar arkalarına dönüp bana bakarak yürümelerini hepsini yaşadım. Çok zor yıllardı...

August'un yaşadıklarıyla kendi yaşadıklarımı çok benzettim. Tıpkı benim gibi onun da hayattaki en büyük şansı sevimli, neşeli, diğer insanların bile gıpta ile baktığı bir aileye sahip olmasıydı. Bence bir çocuğun hem gelişmesini hem de mutluluğunu belirleyecek ilk koşul, kaderini etkileyecek olan iyi bir coğrafyaya; ikinci koşul, geleceğini etkileyecek olan iyi bir aileye düşmesidir. Ardından gelecek olan ancak çocuğun kendi çabasıdır. Tıpkı August'un kendisi için bir çok çaba göstermesi gibi... 

Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen bu kadar sürükleyici, keyifli ve farklı anlatım tarzıyla yazması gerçekten hoşuma gitti. Okuyucuyu en etkileyebilecek yerleri, özellikle basit ve kısa cümleler kullanarak anlatmış. Mucize'nin filmi de varmış. Henüz izlemedim. İlk fırsatta izlemeyi planlıyorum. Henüz kitabı okumayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Çocuk kitabı gibi dursa da yetişkinlere de çokça dersler var aslında... 

Altını çizdiğim yerleri paylaşmadan olmaz :) 

"Haklı olmak ile nazik olmak arasında seçim yapmanız gerektiğinde nazik olmayı seçin."

"Denginiz olamayan arkadaşlar edinmeyin."

Talih cesurdan yanadır."

"Dostça davranmanız yeterli değildir. Dost olmanız gerekir."

Herkese iyi hafta sonları...
Devamını Oku »

25 Eylül 2018 Salı

Adam ve Kız - Deniz ERBULAK

Farklı bişeyler okumak istiyordum hani bazen canın  hiç birşey yemek istemez farklı tatlar ararsın işte bu kitapla da o şekilde yollarımız kesişti. Öyle aman aman bi beklentim olmadan aldım. 

Asosyal bir adam bilgisayar oyunları oynayıp canlı yayınlar yapıyor. Evden çıkma fobisi var. Kız da üst komşusu, aynı apartman yaşayan iki farkl, iki hayatı umursamaz karakter. Anlatım tarzını ilerleyişini çok sevdim. Kısa kısa bölümlerle bi adamın bi kızın gündelik hayatından bahsediliyor, olaylar 3. bir şahısın ağzından anlatılıyor. Tam anlamıyla bir aşk romanı değil bence, aşk deyince tutku, romantizm, bakışmalar, duygusallık falan geliyor aklıma... Bunu beklemeyin bu kitaptan ya da belki kitaplardan çok şey beklemeyelim. Beklentiyi minimumda tutunca daha keyif alıyor insan ;) 

Kısa kısa okumalar için de ideal. Yani ben baya aralıklı okudum esasında. Tatile çıkmadan önce başlamıştım ara ara okuyup bitirdim. Tek düze bir hayat olmasına rağmen ilginçtir ama akıcı geldi bana. Öyle güzel anlatmış ki insanların birbirlerini olduğu gibi kabul edip, sevmesini, birlikte yaşayabilmesini evlilikte bile herkesin kendi sınırları olduğunu, özgür olduğunu, saygı duymayı, sevdiğini tel örgüler içine kapatmadan sevmeyi, yıpratmadan/yıpranmadan daha rahat bir ilişki yaşanabileceğini anlatıyor. Diğer yandan da kendinizi sorgulatıyor. Bana faydası bile oldu diyebilirim. Hem çocukları hem eşimi biraz daha gevşettim. Şişştt aman aramızda kalsın duymasınlar :D

Çok etkileyici cümleleri yok ama farklıydı anlatımına aşina olun diye bir kaç alıntı cümle koymak istiyorum ;)  

"Gökyüzü kıza göre lacivertti. Adama göre yeşil. Kız sokağı özledi bütün gün, adam içeride olduğu halde içeriyi. Hayatlarını değiştirmeden, değişmesinden korkarak, değişmeyeceğinden de korkarak geçirdiler günlerini ve gecelerini." 

"İnsanlar anlamadıkları şeyler için kalıplar yaratıyor, sonra da başka anlamayanları bunlara inandırıyorlardı. Bir tek anlayanlar biliyordu nasıl olabileceğini ve neden zannedildiği gibi olmadığını." 

Bu kitap da arada kaybolup gitmesin, yazmadan geçmiyorum okuduğum kitapları. Hem kitap severlere fikir vermek hem de ileride hatırlamak için çok iyi oluyor buralara yazmak ;) 

Bol kitaplı günleriniz olsun ♥
Devamını Oku »

19 Eylül 2018 Çarşamba

Sünnet Partimizi Yaptık ♥

Selam millet ! 
Efenim sünnet partimizin baş rol oyuncularını şöyle baş köşeye koyalım. 1 ay önce kendi düğünümden bile fazla heyecanlandığım bu güzel günü kazasız belasız şükürler olsun ki atlattık. Şunu anladım ki yaşadığın yere göre hayallerin sınırlanıyor. İstediğin kadar parayı gözden çıkar abartmadan tabi. Yani abartmaktan kastım İstanbul'dan organizatör falan getirtmekten bahsediyorum. Öyle yapmadık yapsaydık da fena olmazmış hani :D Profesyonel olarak bu işi yapan yok bizim buralarda. Bende ki fikirlerle onların acemiliğini birleştirdik ortalama bişeyler çıkardık :) Aslında sünnet düğünü yapacaklara buradan sesleneyim. Kesinlikle organizasyon firmasıyla sözleşme yapın. Yoksa size vaat ettiklerini yapmasalar da paralarını veriyorsunuz. Ama hizmeti eksik alıyorsunuz. Biz de öyle oldu. Tahtları ve salonu istediğim gibi süslemediler mesela dandik bi şekilde öylece koyuvermişler. Tabi ben bunu herkesle birlikte salona girince gördüm. Öncesinde zaten salonda sözde organizatör hanım efendiyi bekledik saatlerce. Gitti gitti geldi. Onun yüzünden evdeki misafirlerimle tam ilgilenemedim. Geziye 15 dakika geç çıktık eve geç geldiğim için hazırlanamadım falan falan...

Ufak tefek aksilikler oldu elbet. Onlar da bizim neşemizi kaçıracak kadar değildi. Öncesinde telefonumdan bi parti akışı belirlemiştim. Onu görevli herkesle paylaşmam çok iyi oldu mesela. Buna rağmen havayi fişek şarkısı çalmadan fişekler patlamaya başlasa da dert edecek bişey yaşanmadı yani. Varsın olsun aksilikler de nazar boncuğu oldu (polyanna ile akrabalığım var da) :)) Çocuklarımın yüzündeki mutluluk herşeye bedeldi. Salon büyük olmasına rağmen çok fazla kişi çağırmadık. Samimi olduğumuz dostlarımızı görmek istedik yanımızda. Yani kırılmasın diye herkesi doldurmadık bu özel günümüze. İş yerimden bile çok az kişi çağırdım. Gelen geldi gelmeyen de hiç umurumda olmadı. Böyle bir günde kimler yanımda onu görme fırsatım oldu. Geziden, eğlenceye, yemeye, içmeye herşey güzeldi. Sadece profesyonel bir organizatör firması olmayınca herşeyin akışıyla ilgilenmek bana düştü. Parti anında da herşeye yetişemedim o yüzden sağ kol gibi birisi olup, bütün herşeyi takip etmeli. Sünnet partisi yapacak olanlara tecrübe ve aksiliklerden bahsedeyim ki onlar da aynı şeyleri yaşamasınlar. 
GÖRKEM : Fotoğraf çekiminde yaşı büyük olduğu için haliyle hiç sorun yaşamadan en güzel pozları verdi. Kıyafetine özenli davrandı, kirlenmesin diye çabaladı. Araba gezisinden en keyif alan oydu. Partinin en çok tadını çıkaran, herşeyden keyif alan, kendini en özel hisseden kişisi. Özellikle bir ay boyunca fotoğraf, videolarını topladığım, müziklerini özenle seçtiğim slayt onun en beğendiği şey olmuş. Doğum anının videosunu da slayta koyunca çok duygulanmış. Palyaçolar, mini ve mikinin oyunlarıyla bütün çocuklar çok eğlendi. Görkem en sevdiği arkadaşlarıyla bir yanda dans etti, diğer yanda oyunlar oynadı. Çocuk işte bi ara saklambaç bile oynadılar. Çocuklar içindi bu eğlence, tam da onların istediği gibi oldu. Görkem'in büyük olmanın avantajını kullanarak, herşeyin farkında olarak tadını çıkarttı. Bu mutlu gün, güzel bir anı olarak hem hafızasında hem de fotoğraf ve videolarda kaldı. Herşey onların mutlu olması içindi. Herşey gözlerindeki ışıltı içindi.... 
ONUR : Fotoğraf çekimini burnumuzdan getirdi sağolsun :) yaşı küçük ve kendisi de yeteri kadar kaprisli olduğu için gerim gerim gerildik. Bizimki 3-4 pozdan sonra raydan çıktı. Yattı koltuğa yüzü koyun ben çektirmiycem fotoğraf falan deyip isyan bayrağını çekti. Neyse ki Görkem imdadımıza yetişti. Çekimden sonra play station oynama şartıyla çekimleri tamamladık :) Parti esnasında kendilerini pek ele avuca sığdıramadık. Kolundan zorla tutup bi kaç fotoğraf ve videonun içinde bulundurmayı güç bela başarmışız. Onun dışında asi gençlik modunda arkadaşlarıyla oynayıp, hatta bi ara ormana kaçmış :D görenler getirmiş yani bi çocuk bu kadar zor olmak zorunda değil ama yoookk ben anneme çok ettim şimdi ettiklerimi çekiyorum hep ;) Sağlıkları yerinde olsun da kaprislerine razıyım ben. Kendince eğlendi ama partinin bütün nimetlerinden tam faydalanamadı bence. Artık o da büyüyünce neler ettiğini buralardan okur :) 
Genel olarak değerlendirdiğim zaman hiç birşeyde hevesim kalmadı. Herşey gönlüme göre oldu. Özellikle kıyafetler en titizlendiğim konuydu. Herkesin kıyafetiyle tüm ayrıntısına kadar ilgilendim en önemlisi oydu çünkü tüm fotoğraflarI onlar güzelleştirip, bu mutlu günümüze şahitlik edecekti. İşte böyleeee nerdeyse yaz mevsiminin büyük bir bölümünü parti hazırlıklarıyla geçirdim. Severek ve yavaş yavaş hazırlandığım için öyle aman aman yorulmadım. Esas amacım evlatlarıma güzel anılar bırakmaktı. Bunu başarmanın mutluluğu da bize yetti. Herkes halinden memnun evlere dağıldık... 

- MUTLU SON -

Devamını Oku »

7 Ağustos 2018 Salı

Sünnet Partisi Hazırlıkları

Efenim Görkem'in sünnetini geçen sene yaptırmıştım  Onur mu yok onu yaptırmadık henüz. Onu da abisinin yaşına gelince yaptıracağız. Aaa hiç olur mu sünnet olmamış çocuğa parti mi yapılır. Keyif benim değil mi yapılır tabi. Birinin yaşı geçiyor parti için diğeri sünnet yaptırmak için küçük ayrı ayrı yapsam olmaz. En iyisi çevredeki teyzelerin muhtemel dedikodularına göğüs germek uğruna dahi olsa bu sene yapmak oldu. Ben çok çevremi takan bi tip değilimdir. Buna burnunun dikine gitmek ya da bildiğini okumak da diyebiliriz :) 

Sünnet partisi için geçen yıldan beri ufak tefek kafamda şekillendirdiğim hayalini kurduğum bazı noktalar vardı. Hatta şöyle dedim sağlam bi organizasyon şirketiyle anlaşayım, ben istediklerimi söyleyeyim onlar gerçekleştirsin. Lakin şunu gördüm insanların hayal dünyası çok sığ ve dar. Keskin çizgileri var ya da alışılagelmiş sünnet temaları var. Arz talep meselesi esasında yani herkesin talep ettiği şeyler genelde aynı yani şöyle oğlum şehzade olsun cariye kıyafeti giymiş kızlar önden tef çalsın, yeniçeriler tahtla sünnet çocuğunu getirsin. Mehter marşıyla girsin. Mavi beyaz ya da kırmızı beyaz balonlarla süslensin falan... Ben bunların dışında bişeyler yapmak istediğim zaman yok biz yapamayız. Biz böyle yapıyoruz cevaplarıyla karşılaşınca hay sizin yapacağınız organizasyona deyip, iki firmayla farklı şeyler için anlaştım. Saçma salak yaptıkları şeyler için devasa paralar istemeyi de ihmal etmiyorlar tabi orası da başka bir konu. 

Allah'tan bir mani gelmezse partimiz 17 Ağustos cuma akşama gerçekleşecek. Sünnet düğünü kombini çok itici olduğu için davetiyeyi de parti davetiyesi gibi bastırdım. Düğünlerdeki içerikten biraz farklı olduğu için parti demeyi tercih ettim. Meşhur gelinlikli sünnet anaları arkada, şehzadeleri önde mehter marşı eşliğinde bir giriş sonra anne-babanın ilk dansı çocuk da ne yaparsa yapsın yok en iyisi o kös kös tahtında otursun. İşte ben böyle bişey hayal etmedim. Klasik salon giriş müziklerinin dışında bir şarkı için 2 aydır sürekli araştırma içindeyim. Aman aman çok içime sinmese de nihayet kötünün iyisi bir şarkı bulabildim. Yine 2 ay önce aldım çocukların kıyafetlerini, kaftan tarzı giymek istedi Görkem o istediği için kırmadım. Herşey  onların da gönüllerine göre olsun istiyorum. İleride hafızalarında eğlenceli parti havasında bişeyler kalsın istiyorum. Allah sağlık sıhhat ve imkan verdiği sürece insan çocuklarının özel günlerini gönlünce düzenlemek istiyor. En zahmetlisi benimkisi oldu. Bütün parçalar için ayrı ayrı dolaştım. Ama içime sindi. Bu süreçte desteğini hiç esirgemeyen Sümeyracığıma da buradan tekrar teşekkür ederim. Esas kız yiğen canım Hilalle de çok gezdik ve aradıklarımı bulmam da payı büyük. 

Bizim buralarda genelde pilavlı düğünler yapılır. Bana göre özellikle sünnet için gereksiz masraf geliyor. Nereden baksanız sadece yemek 15 bin lira tutuyor. Benim maksadım çocuklarımıza güzel bir gün hediye etmek olduğu için biraz onlara yönelik şeylere masraf etmeyi tercih ettim. Açık havada olacağı için salon süslemesi için ayrı bir organizasyon firmasıyla anlaştım. Başka bir firmayla da 2 palyaço, mini fare, miki fare ve pamuk şekerci için anlaştım. Palyaçolardan biri sosis balonlardan çocuklara kılıç, şapka, köpek falan yapacak, diğer palyaço  da çocuklara yüz boyaması yapacak. Bir tane özel kıyafetli bir pamuk şekerci olacak. Taze taze pamuk şeker yapıp çocuklara verecek. Miki fare ve mini fare olacak çocuklarla dans edip oyun oynatmak için, girişte biz yetişkin misafirlerimizi karşılarken, onlar da çocuk misafirlerimizi karşılayacaklar. Bunların hepsi sahnede yer alacak ki herkesin çocuğu gözünün önünde dursun ve rahat rahat eğlenebilsin. Sahnenin aşağısına yetişkinler için ayrıca oynamaları için bir yer ayarlayıp, böylece çocukların yukarıda göz önünde olmasını planlıyorum. Çocuklar için ayrı şarkılar seçiyorum, onları derleyip toplamak ve oynatmak saydığım görevlerinin uhdesinde olacak. Biz salona girdikten sonra Görkem ve Onur'a ait güzel bir slayt yaptım o başlayacak. Arkasından havayi fişekler patlayacak ve eğlence başlayacak. Öncelikle çocuklar oynamaya başlayacak şarkılar eşliğinde sonrasında yetişkinlerin sırası gelecek. (İnşallah)

Fotoğraf, albüm (çeyizlerine koyacağım), video çekimi ve dronla çekim için fotoğrafçıyı önceden ayarlamak gerekiyor ki tam düğün mevsimi olduğu için hepsi randevulu çalışıyorlar. Heralde kendi düğünümde bu kadar ayrıntı düşünmemiştim :) Çerez, pasta (çeşitlerine karar vermek), meyve suyu, suyu, garsonları dahil herşeyi ayarlamak benim sorumluluğumda olduğu için biraz stres yapıyorum. Salon sadece ses sistemi ve sandalye masa veriyor. Organizasyon işi düğün sahibine ait oluyor. İşte bu sebepten biraz geriliyorum. Köpük tabakları bile ben alıyorum gerisini siz düşünün artık...

Şikayetçimiyim? Aslaaaaa!! Büyük bir keyifle yapıyorum. İnşallah hayal ettiğimden daha güzel bir parti olur. Yanımda olacağını düşündüğüm pek çok kişi gelemeyeceğini şimdiden söyledi.Canları sağolsun kalan sağlar bizimdir diyeceğiz ve çocuklarım için keyifli bir parti tadında olması için çabalamaya devam edeceğim. Kaldı 10 gün bana şans dileyin... Dualarınızı eksik etmeyin. Yüzümün akıyla çıkayım inşallah bu işten. Çok uzattığımın farkındayım ama bu da anı işte ne yapayım :))
Devamını Oku »