Çocuklu Hayat

Çocuklu Hayat

19 Ağustos 2016 Cuma

Kedi/Köpek Isırmalarında Yapılması Gerekenler

Çocukken hangimiz yolda gördüğümüz şirin tatlı kedileri köpekleri sevmedik ki. Bunu yapmayan yok denecek kadar azdır belki de. Peki hiç düşündük mü? Ya köpek bizi ısırırsa ya da kedi bizi tırmalarsa diye. Şahsen benim hiç aklıma gelmemiştir. Aslında ne büyük cesaret sokakta gördüğümüz her hayvana dokunmak, onu sevmek... Sokak hayvanları aşısız oldukları için pek çok bakteri, parazit ve virüsü barındırabilirler. 

Hayvan ısırıklarında en önemli ve en tehlikeli olan durum kuduz bulaşma riskidir. Bildiğiniz gibi kuduz virüsü hayvanın tükürüğünde bulunmakta, ve ısırık ile başka bir kişiye geçmektedir. Özellikle hayvanların ansızın beklenmedik ısırmalarında bu risk çok daha fazladır. 

Ev hayvanlarında ise kuduz riski az gibi görünse de, yarasa ya da benzeri vahşi hayvanların bulaştırmış olma olasılığı da unutulmamalıdır. Hayvandan hayvana bulaşan virüs sonra da bizlere bulaşabilir ve biz bunun farkında bile olmayabiliriz. Bu yüzden ısıran hayvan muhakkak bir veteriner tarafından değerlendirilmeli, aşısı yoksa gözlem altında tutulmalıdır. 

Isırılmalara karşı yapılması gereken ilk müdahale şu şekilde olmalıdır: 
* Isırılan bölge bol sabunlu suyla 5 dakika süreyle yıkanarak, temizlenmeli,

* Salyanın yarayla temas etmemesine dikkat edilmeli,

* Kuru ve temiz bir bezle örtülerek, o bölgenin hareket etmemesi sağlanmalı,

* Yara kanamaya devam ediyorsa, temiz bir bez yardımıyla baskı uygulayarak kanın durması sağlanmalı,

* Tıbbi yardım için hemen bir hastaneye başvurulmalı,

* İmmunoglobulin serumu yapılmalı, bağışıklığı güçlendirmek için (Bunu yapmazlarsa mutlaka hatırlatın)

* Tetanoz ve kuduz aşısını yaptırmalı, 

Kuduz hastalığına karşı mutlaka aşı yaptırılmalı, bu durum ihmal edilmemelidir. 2 ile 10 gün arasında kuduz kendini belli ettiği için hastalığın ilerlemesi durumunda ölümle sonuçlanması kaçınılmazdır.

Ebeveynler olarak, çocuklarımıza hayvan sevgisini aşılamanın yanında hayvan ısırma ve tırmalanmarına karşı onları bilgilendirmeli, sokak hayvanlarından uzak durmaları konusunda uyarmalıyız. Çocuklar belki iğneden korktukları için hayvan tarafından ısırıldığını veya tırmalandığını bizden saklayabilir. Bu konuda da onlara ayrıntılı bir şekilde bilgi vermeli ve anne - babadan asla hiç bir konunun saklanmayacağını bir kez daha hatırlatarak, bizlerle her konuyu rahatlıkla paylaşmalarını sağlamalıyız. 

Sevgilerimle, herkese mutlu hafta sonları....





Kaynaklar: 
Veteriner fakültesi 5. sınıf öğrencisi sevgili yiğenim Hüseyin :)
http://www.nkfu.com
http://www.ipuclarim.com
http://www.genelsaglikbilgileri.com
Devamını Oku »

12 Ağustos 2016 Cuma

Dev Şeftali - Roald Dahl


Dev Şeftali o kadar uzun süredir aklımdaydı ki sürekli zihnimi meşgul edip, her seferinde kitaplıktan bana göz kırpıyordu. Sevgili Esra bana tavsiye edeli nerdeyse bir yıl oluyor. Aslında bir kitabın kafada takılı kalması da iyi değil zavallı uzun süreli belleğimi meşgul ediyor :)) Özellikle son zamanlarda belleğimin hafızası hata veriyor. Sık sık unutup, çokça sesli konuşuyorum. Her ne kadar çevremdekiler bunun yaşlılık belirtileri olduğunu söyleseler de o kadar da olmadığımı beyan eder, meraklısı için yolun yarısını minicik geçtiğimi söyleyeyim yeter ;)
Roald Dahl'ın kitaplarının en sevdiğim özelliğinden bir tanesi de kahramanları yukarıdaki gibi tanıtıp, çocukların hafızasında daha kalıcı olması için somutlaştırması. Görkem'in de heyecanla açtığı ilk sayfa karakterlerin tanıtıldığı bu sayfa oluyor. Roald amcayla keşke çocukluğumda tanışma fırsatım olsaydı....

Gelelim baş kahramanımıza; 4 yaşına kadar musmutlu bir yaşam süren James'in hayatı hayvanat bahçesinden kaçan gergedanın onun anne babasını yutmasıyla start alıyor. Zavallı James'in teyzelerinden başka hiç bir akrabası olmayınca mecburen onlarla yaşamaya başlar. Buraya kadar nerdeyse bizim kül kedisi masalına benziyor :) Allah'tan James'in anne-babasının ölümü uzun uzadıya anlatılmıyor. Zira çocukları olumsuz etkileyebilecek cinsten bir son... 

Sünger teyze ve Diken teyze çitle çevrili döküntü bir evde yaşamaktadır. Kötü kalpli teyzeleri zavallı çocuğun ne bahçeden dışarı çıkmasını ne de yaşıtlarıyla görüşmesine izin veriyor. Üstüne bir de teyzelerinin verdiği işleri yapmazsa bodruma kapatılıp, dayak yiyor. 

James bu şekilde 3 yıl teyzeleriyle birlikte yaşar. Günlerden bir gün deniz kenarına inmek için izin isteyen James tuhaf görünümlü bir adama rastlar. Adam, çocuğa taşa benzeyen büyülü yeşil şeyleri elinden kaçırmadan verdiği tarifi uygulamasını söyler. James, heyecandan elindeki büyülü şeyleri şeftali ağacının dibine düşürür. 
Dev gibi büyüyen şeftaliyi bilet karşılığı sergileyen teyzeleri çok para kazanmaya başlar. Şeftalinin etrafını temizlerken girebileceği büyüklükteki kapıyı farkeder. İçeride çekirge, kırkayak, örümcek, ipek böceği, solucan, ateş böceği ve gelin böceğinin onu beklediğini görür. Kısa süren bir şaşkınlık yaşadık sonra dev şeftali ile yolculukları başlar.

İşte esas macera da bundan sonra başlar. İpek böceği ve örümceğin ip üreterek martıların tutunmasını akıl eden James, bütün böcek karakterlerin kendi özelliklerini kullanarak ona yardım etmesini sağlar. Belki de bir çok çocuğun korktuğu ya da önemsiz gördüğü böceklerin doğadaki görevleri eğlenceli bir şekilde anlatılırken aynı zamanda öğretici oluyor. En sevdiğim bölümlerden bir tanesi karakterlerin görevlerinin anlatıldığı bu bölüm...

Bi ara dev şeftalinin içinde olduğumu düşündüm. Kocaman bir şeftali mis gibi bir koku ve bitmeyen bir lezzet, üstelik masrafsızca dünyanın diğer  ucuna gidiş, harika olmaz mıydı? :))

163 sayfadan oluşan Dev Şeftali 8-9 yaş çocuğu için uygun. Yazıların yanındaki resimlendirmeler küçük yaş grubu için kitabı daha anlaşılır hale getiriyor. Soyut işlemler dönemine geçmemiş çocukların okuması için de yardımcı nitelikte....

Kısacası Roald amcanın her kitabını beğendiğim gibi buna da bayıldım. Hem çocuklarınız için hem de içinizdeki çocuk için okuyun derim ; )

Herkese mutlu hafta sonları diler, ben kaçarım...
Devamını Oku »

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Bebeklerde Göbek Fıtığı

çocuklarda göbek fıtığına ile ilgili görsel sonucu
Bebeklerdeki göbek fıtığı, bebek ağladığında, öksürdüğünde ve gerindiği zaman göbek deliği çevresinden dışarı doğru şişen yumuşak çıkıntı bir dokudur. Doğumdan önce tüm bebeklerin kan damarlarının göbek kordonuna ulaşmak için geçtiği bir delik vardır. Bazı durumlarda bu delik doğumdan sonra tamamen kapanmaz. Sorun göbek çevresindeki halkayı bir araya getirememekten doğmaktadır. Buradaki çıkıntıya sebep olan durum az bir miktar bağırsağın göbek deliğinden dışarı kaymasıdır. Aman telaş etmeyin öyle bağırsağın çıkması falan diye anlatınca çok ciddi bir rahatsızlıkmış gibi algılanmasın. Uzmanlar diğer fıtıklara göre tehlikesi en az fıtığın göbek fıtığı olduğunu belirtiyor. 
bebeklerde göbek fıtığı ile ilgili görsel sonucu
Ben de göbek fıtığı ile ilk kez Onur 2 aylıkken tanıştım. Göbeği normal bir şekilde düşmüştü. Göbek yarası kapanmıştı. Öyle çok ağlayan bir bebek de değildi. Ama ağlamayan bebek olur mu? Çok ağlayasının tuttuğu bir günün ardından bir de baktım göbeğinden pırt diye bişey pörtlemiş. Aynı yukarıda ilk resimdeki gibi... Telaşlandım tabi. İnternette çok mühim bişey olmadığı belirtiliyor, lakin pinpirikli ben bu bilgi ile yetinmek istemedim. Sağlık ocağına gidip, aile hekiminin madeni parayı göbeğine bağla geçer demesiyle biraz sakinleştim. Parayı yıkadım, kaynattım, bağladım göbüşüne...2-3 gün geçti paranın rengi göbüşünü morartmış. Yaptığım bu işlemin ona acı verip vermediğini de bilemeyince, doğruuu çocuk cerrahının yolunu tuttum. 

Cerrah, para koymaya falan gerek yok dedi. Bir yandan dışarı çıkan göbeği parmağıyla içeri doğru iterken diğer eliyle de göbek deliğini çaprazlayacak şekilde flaster bez bant yardımıyla bantladı. Çapraz şekilde bant yapıştırdı yani. Banyodan banyoya bu şekilde bantlayın geçer dedi. 1 yaşına kadar geçmezse 5 yaşında ameliyat etmemiz gerekir dedi. neden olduğunu sormasam olmazdı tabi. Çok ağlamanın yanında genetik faktörlerin de etkili olduğu soyağacında göbek kasları zayıf bir vaka varsa onun etkili olduğunu söyledi. Biz de ya nasip diyerek o günden sonra banyodan banyoya bandını değiştirdik. 2-3 hafta kadar bantladık. Baktık bant cildini tahriş ediyor komple çıkardık. Çünkü doktor bu şekilde yapılmasa da kendiliğinden geçebileceğini söylemişti. Biz sadece iyileşmesini hızlandırdık. Şükürler olsun ki 2-3 ay içerinde tamamen iyileşti. 
İçimiz rahat etsin ille biz o göbek fıtığını içeri sokalım tedaviye yardımcı olalım derseniz. Yine bir doktora danışarak, medikallerde satılan göbek bağlarından edinebilirsiniz. 

Ha tabi birde sizin bebeğinizde;
-Fıtık içeri itildiğinde içeri girmiyorsa,
-Fıtık aniden büyümeye başladıysa,
-O bölgesi hassaslaşırsa,
-Ağlayınca fırlıyorsa, 
-Bebekte kusmaya neden oluyorsa muhakkak bir uzman doktora başvurmakta fayda var.

Keşke çocuklar hiç hastalanmasa, ağlamasa, üzülmese, hep gülse, hayat daha güzel olmaz mı?
Devamını Oku »

4 Ağustos 2016 Perşembe

Onur'un da Bir Tuvalet Eğitimi Anısı Olmalı :)

Resim Emine öğretmenimizden
Çocuğu 2,5-3 yaşına gelmiş her annenin bir tuvalet eğitimi anısı var. Değil mi ama? Ne yani benim olmasın mı? Bir uzman yaklaşımıyla anlatıp şöyle yaptım böyle yaptım. Aman da çocuğum çok akıllı çok çabuk alıştık diye ben anlatmayayım mı? Sessiz sedasız bir köşede oturup, çocuğumun tuvalet eğitimini tamamlamasını bekledim anlayacağınız :)) 

Bu meseleden belki de 2-3 yazıda bahsettim. Aaa bir tanesi tam da şurada bir başkası da burada bulunuyor. Biraz mükemmelliyetçi bir yapım var. Bu durumdan bende şikayetçiyim ama yapıcak bişey yok huy işte. Onur'un tuvalet eğitimi yaşı geldikçe, bakıcıların işi bırakası tuttu. Tam bakıcıya alıştı hah şimdi tuvalet eğitimine başlayayım dediğim anda bakıcı işi bıraktı. Yazık çocuk bazen bezini bile değiştirtmedi yeni bakıcılarına... Kendi kendime vay efendim çocuğun vakti geldi. Eee kocaman çocuk oldu hala bez mi değiştiriyorsun diyenler vardı tabi... Hooşşş onları kim takar... Çevredekilere bakacak olursanız herşeyin en iyisini onlar bilir ve yaparlar. Herkes kendi doğrusuna göre çocuk yetiştiriyorsa ben de bu işi artık zamana bırakmaya karar vermiştim. 

Bundan iki ay önce bakıcı ani bir kararlar işi bırakınca, artık kapris çekmekten bezen bendeniz bildiğiniz üzere Onur'u kreşe vermiştim. Allah kimseyi aldığı kararından utandırmasın. İyiki de vermişim. Emine öğretmen, her çocuğun okulla ilk tanışmasında ihtiyaç duyacağı tarzdan bir eğitimci, oldukça sevecen, hoşgörülü, pozitif, enerjisi yüksek ve fazlasıyla sabırlı :)) Birbirlerine alışma sürecini tamamladıktan sonra ramazan bayramı dönüşü tuvalet eğitimine başlamaya karar vermişler öğretmeniyle, aralarında anlaşmışlar. Çocuklar öğretmenlerini dinlediği kadar annelerini de dinleseler ne iyi olurdu değil mi? 

Tuvalet eğitimi yaşı geçti diye üzülmemin ne kadar yersiz olduğunu o iki hafta içinde öğrendim. Rahat rahat konuşup, cümleler kuran çocukla bu iş daha kolaymış. Onur yapı itibariyle biraz dik/ters bir çocuk, iki hafta boyunca tek tük kaçırmalar oldu. Hatta kakayı da aynı şekilde 4-5 defa kaçırıp, iç çamaşırını çöpe atmışlığımız var. İstese altına kaçırmayacağından emin olduğum için ona tatile gideceğimiz otelin fotoğrafını gösterdim. Miniklerin havuzundaki kaydıraklar aklını başından alınca, Onur'un kafasında yanan ampülü görür gibi oldum :)) Çişini ve kakanı tuvalete yapmazsan seni buraya almazlar, havuzlarını kirletirsin çünkü deyince o günden sonra biz bu işi çözdük. Maşallah maşallah diyeyim. Geç oldu ama neyseki güç olmadı ;) Bir çırpıda çiş+kaka hem gündüz hem gece tuvalet eğitimini tamamladık. Ülkü yapım gururla sunar :)))

Hoşgörü, sabır ve sevgi,  yüreğinizden eksik olmasın... 
Devamını Oku »

29 Temmuz 2016 Cuma

Çocuklara Yaşam Becerilerini Öğretmek Gerekir

Çocuklarda en iyi öğrenme şekli yaşayarak öğrenmedir. En çok zamanı ailesi ile geçirdiği için ve model olarak ebeveynlerini örnek alan çocuklarımızın her zaman yanında olamayacağımız için çeşitli yaşam becerilerini öğretmek gerekir. Öğrendikleri yaşam becerileri onların hayatta karşılaşacakları pek çok zor durumla başa çıkabilmesini ve bu durumlara dayanmasını sağlayarak onlara yardımcı olacaktır. 
İşte onlara yardımcı olacak bazı basit ama önemli becerileri maddelendirecek olursak; 

1- Yemek Yapma : 
Küçük yaşlardan itibaren her iki cins de yemek, pasta, börek işlerine meraklıdır. Yardım etmek için can atarlar. İlk etapta zor gelen yemek yapma işine zaman içinde alışırlar. Bu iş artık onlara keyif verir ve pratiklik kazandırır. Özellikle erkek çocuklarının anne-baba yanından ayrılıp üniversiteye gittikleri dönemde sudan çıkmış balığa dönmemeleri için yemek yapmayı öğrenmeleri gerekir. Bu öğrenme zaman içerisinde beceri kazanarak gerçekleşecektir. 
2- Doğada Hayatta Kalma :
Aslında en güzeli doğada hayatta kalma kamplarına katılmak. Çünkü bu kamplarda barınak yapmak, kamp ateşinde yemek pişirmek ve zorlu arazide güvenli bir şekilde hareket etmek gibi beceriler edinirler. Bu becerileri geliştirmek çocuğumuzun kendine güven ve bağımsızlık duygusunu besler. Günümüz şehirleşmiş yaşamından ve çalışma hayatından uzaklaşmak zor geliyor olacak ki, çocuklarımızı doğadan koparıyoruz. Bu tür kamplara katılma fırsatımız yoksa çocuklarımızla birlikte orman gezileri, doğa yürüyüşleri yapabilir, bu yürüyüşler sırasında doğadaki yaşama dikkat çekerek, canlıları inceleyebiliriz. Örneğin kesilmiş bir ağacın yaşını üzerinde bulunan halkaları sayarak, her bir halkanın bir yıla denk geldiğini öğretebiliriz. Doğayla ilgili bu bilgi onları çok heyecanlandırıyor. Görkem, bunu ilk öğrendiği sıralar her gördüğü kütüğün çizgilerini sayıp, yaşını hesaplıyordu :)
3- Bahçe Bakımı : 
Bu beceri çocuklara doğayı sevmeyi ve ona saygı duymayı aynı zamanda kendilerine yetebilmeyi öğretir. Bahçemize ya da balkonumuzda saksıya diktiğimiz fidanın bakımını onlarla birlikte yapıp, hatta bir fidanın bakımını sadece onun sorumluluğuna verebiliriz. Bitkilerin hava durumundan nasıl etkilendiğini, tohumların çimlenmesini ya da bitkilerin böceklenmesi, çiçek açmaması, dalının kırılması gibi sorunlarla nasıl başa çıkabileceğini öğretebiliriz. 

4- Yüzme : 
Çocuklarımızın yüzmeyi öğrenmesi için illede deniz kenarında bir yerde yaşamamız şart değil. Artık neredeyse her ilde yüzme havuzları mevcut ve yüzme kursları da var. Her çocuğun kendisini özgür hissetmesi için yüzme bilmesi gerekir. Yüzme bilen birisi sadece kendisini değil, başkalarını da kurtarabilir. 
5- İlk Yardım :
Çocuklar oyun oynarken sık sık yaralandıkları için basit bir kaç ilk yardım becerisinin öğretilmesinde fayda var. Örneğin yaranın öncelikle temizlenmesi ardından temiz bir bezle kapatılması gerektğini, kanı durmayan bir bölgenin üzerine temiz bir bezle sıkıca bastırılması gerektiğini, burnu kanayan birisinin başını arkaya yaslaması gibi basit birkaç bilginin hem onlara hem de çevrelerindeki insanlara faydalı olacağını onlara aktarmamız gerekir. 

6- Para İdaresi : 
Günümüz afacanları daha küçük yaşlardan itibaren nasıl ki para harcamayı öğrenebiliyorlarsa, parayı idare etmeyi de rahatlıkla öğrenebilirler. Paranın değerini ve ileride kullanılmak üzere biriktirileceğini öğretelim. Ellerindeki paranın ne kadarının harcanıp ne kadarının biriktirileceği konusunda rehberlik edelim. Maddi durumumuz ne olursa olsun çocuklarınıza fazla fazla verip doyumsuz bireyler yetiştirmeyelim. İlkokula başlayınca harçlık kavramı ile tanışıyorlar. İşte o zamanda harçlığının nasıl ve ne zaman mesela öğle yemeğine yakın zamanda yiyecek alıp yenilmemesi gerektiğini, paranın tamamını harcamadan cebinde durması gerektiğini, ihtiyaç halinde kullanabileceğini aktarmak gerekiyor. Para harcarken istek mi? İhtiyaç mı? diye kendilerini sorgulamalarına yardımcı olarak, biriktirdiği harçlıkları kumbarasına atıp birikim yapmasını sağlayabiliriz. 
7- Basit Tamiratlar : 
Çocuklar evde çalışan aletlerin içini hep merak ederler. Onların bu merakını bir şeyler öğrenmelerini sağlayacak şekilde teşvik ederek giderebiliriz. Tamirat işleri için öncelikle güvenlik önlemlerini alarak, bu konuya dikkat çekmeliyiz. Tıkalı bir lavaboyu açmayı, doğalgaz ve su vanasını kapatmayı, bozulan oyuncakların tamir edilerek kullanılır hale gelebildiğini öğretebiliriz. 


8- Çamaşır Yıkama : 
Çamaşırları sadece kirletme yükümlü olmadıklarını, temizleme, asma ve ütüleme aşamalarına dikkat çekerek, örneğin kendi çamaşırlarındaki lekeleri çıkarmak için bulaşık deterjanıyla çitilenmesi gerektiğini ve çitileme işlemini öğretebiliriz. Lekelerin çıktığını görmek onlara keyif verecektir. Asarken de ince kıyafetlerin daha çabuk kuruyacağı kalın kıyafetlerin daha aralıklı serilmesi gerektiğini aksi takdirde kurumanın gecikeceği gibi basit bilgileri öğretebiliriz. 

9- Kendini Savunma : 
Hayatın hoş olmayan sürprizlerine karşı her zaman çocuğumuzun yanında olup onu korumamız mümkün olmadığından boks, karate gibi savunma sporlarına yönlendirmek, onları sadece gelebilecek ani saldırılardan korumakla kalmayacak aynı zamanda zihinsel odaklanmasını da geliştirecek, bunun yanında beden terbiyesini öğrenecektir. Görkem karatede turuncu kuşağa kadar geldi yaz tatili ile birlikte bıraktı. Aslında severek başlamıştı ama şu an devam etmek istemiyormuş. Kışa yeniden başlayacakmış. Bu tür kararları alma da çocuklarımızın görüşlerini mutlaka önemsemeliyiz. Kendilerini değerli bir birey olarak hissetmelerinin karakter gelişimine olumlu etkileri olduğunu unutmayalım ;)
10- Zaman Yönetimi : 
Günü belirli zaman dilimlerine bölerek, verimli kullanması yönünde zaman yönetimini öğretebiliriz. Okuldan geldikten sonra ki yapacaklarını bir yere not edelim. Kitap okumak, su doku çözmek, ödevleri yapmak, ingilizce kelime ezberlemek, soru çözmek, dinlenme, televizyon seyretme, atıştırmalık bişeyler yemek gibi... Ona güvenerek zaman dilimlerini kendisinin ayarlamasını sağlayalım. Onu kontrol etmek için sizin de zamana ihtiyacınız olacak. Evet bu özellikle de çalışan anne için zor olsa da çocukların zamanı verimli kullanabilmesini öğretmek için gerekli. 2-3 ay sonra düzene girdiğini göreceksiniz. Bu hem sizi hem de onu rahatlatacak aynı zamanda da sorumluluk duygusu geliştirecek, kendine güveni artacaktır. 

Genel olarak öğretilecek bilgiler basit ama önemli ve her bireyin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli. Ruhen sağlıklı ve sağlam karakterli çocuk yetiştirmek bir sanattır. Bu sanat dalında başarılı olabilmek umuduyla herkese iyi hafta sonları...
Devamını Oku »

21 Temmuz 2016 Perşembe

Yeşil Deniz Kabuğu - Sarah Jio

Her seferinde söylüyorum ama ben bu kadının kitaplarını seviyorum. Bir çırpıda bitiyor, her zaman sıcacık bir hikayesi olan Jio'nun kitapları sıcacık içini ısıtan cinsten... Diğer kitaplarında işlediği konulara ek olarak bu kitabında vefayı derinden işlemiş, hiç beklemediğiniz bir yola çıkarıyor yine Sarah Jio...

Kailey bir gazetede yazarlık yapmaktadır. Daha çok sosyal konularda yazan Kailey, Seeatle'daki evsizlere yoğunluk vermiştir. Ryan yakışıklı ve başarılı bir şirket yöneticisi, Kailey'i ile nişanlıdırlar. Ryan Kailey'i deliler gibi sevmektedir. Evlilik hazırlıkları yapıp, gün saydıkları bir günün akşamında ünlü bir restorantın çıkışında Kailey'in dikkatini bir evsiz çeker. Onun için restorandan yiyecek bişeyler ister. Tam da o sırada evsizle göz göze geldiği an onu bakışlarından tanımıştır. Yıllar evvel deliler gibi sevdiği hayatını adadığı Cade'den başkası değildir. Kailey ile dolu dizgin bir aşk yaşarken, haber vermeden ortadan kaybolan Cade'i yıllar sonra bu şekilde görmek oldukça şaşırtıcı olmuştur. Esas bundan sonra ne yapacaktı? Ryan'ı seviyordu ama kalbinin derinliklerindeki Cade'i de unutamamıştır. Ryan'la evlenip hayatına kaldığı yerden devam mı edecekti? Yoksa Cade'i sokaklarda arayıp bulup, neden gittiğini ve neden bu halde olduğunun sebeplerini mi araştıracaktı? İki duygu arasında kalan Kailey'nin sevgiden öte büyük bir vefa ile çıktığı yolda karşılaştığı sürprizler, Ryan ile ilişkisini nasıl etkileyecektir?

Yine soluksuz okuyacağınız ve yine finaliyle kalbinizin derinliklerine dokunacak sımsıcak hikayesi olan yoğun duygulu bir Sarah Jio kitabı daha. Öyle uzun uzun anlatmak isterdim sizlere lakin her bir konu diğerine bağlı. Konuya başlasam arkası gelecek ve tüm düğümler çözülüp, ağır derecede spoiler içerecek :)

Okumak isteyenlere, Jio severlere duyurulur, keyif alacağınızdan hiç şüpheniz olmasın. Şimdiden keyifli okumalar dilerim...

*Ha bu arada vefa sadece İstanbul'da bir bozacının adı değildir! Allah vefalı insanlarla karşılaştırsın...
Devamını Oku »